|
hüküm fıkrası
-
Ceza yargılama yöntemine göre duruşma sonunda sanığın yargılılığına, kurtulmasına, duruşmanın durdurulması ya da düşmesine ilişkin yargının bu temel noktaları belirten bölümü.
-
Dispositif d'un jugement
-
Yargı
Örnek:
Hükmü doğru ve pek de yerinde olamazdı. F. R. Atay
-
Egemenlik, hâkimiyet.
-
Değer, aynı veya benzer nitelik
-
Önem, geçerlilik.
-
Etki, hız, şiddet.
-
Karar.
-
Bk. yargı.
-
Bk. yargı
-
Bk. yargı (2)
-
Rule. authority. provision. sentence. decision. judgement. verdict. adjudication. assize. award. conclusion. deliverance. dicta. dictum. doom. estimate. fiat. operation. predication. proviso. ruling. statute.
-
Award. decree. force. judgment. possession. provision. ruling. sentence. verdict.
-
Arbitrament. judgement. decision. judgment. thought. sovereignty. jurisdiction. validity. influence. adjudication. ascendance. award. clause. legal decision. decree. determination. dictum. doom. finding. government. hold. judicium. operation. precept. pre.
-
Kısa ve özlü anlatımı olan, nükteli, güldürücü hikâyecik, anekdot
Örnek:
Nasrettin Hocanın hemen bütün fıkraları insanla vicdan arasındaki münasebete ilişkindir. B. Felek
-
Gazete veya dergilerde gündelik konuları bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan ciddi veya eğlendirici yazı türü
Örnek:
Dişimi sıkıp da altı yedi fıkra birden çıkartırsam gazetenin yazıları aksamayacaktı. Ç. Altan
-
Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri
Örnek:
Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Anayasa
-
Paragraf.
-
Omur.
-
Kısa bir anlatı, öykü.
-
Bk. bölümce
-
Bk. omur
-
Bk. öykücük
-
Anecdote. joke. clause. paragraph. funnies.
-
Anecdote. article. clause. joke. vertebra.
-
Paragraph. vertebra. anecdote. column. short feature. article. chestnut. clause. head. item. subclause. subparagraph. subsection.
-
apecdote
-
anecdote
-
Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm.
Örnek:
Hocamız rahmetli Muhsin Bey, bunu sınıfta okurken gözleri yaşarırdı. H. Taner
-
Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza
Örnek:
Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Anayasa
-
Mahkeme.
-
Yüklemle bildirilen karar veya düşünce: Geleceksin, gideceğiz, yapsın vb.
-
Devletin türe düzenini korumaya ilişkin bağımsız bir yargıç kuruluşunca yaptığı görev ile türe uyuşmazlıklarının yargılıklarda çözümlenmesi eylemi.
-
Yargıcın gördüğü bütün davaları, olaya ilişkin yasalara göre çözümlemek için söylediği en son söz.
-
Hüküm, muhakeme.
-
Adalet.
-
Juridical. bar. deliverance. judgement. jurisdiction. justice. provision. ruling. sentence. verdict.
-
Assess. attitude. conclusion. estimation. judgment. opinion. ruling. sentence. judgement. judgment hüküm. decision. verdict kaza. lawsuit. decision in a court of law.
-
Estimation. idea. opinion. court decision. judgment. verdict of jury. adjudication. award. decree. discernment. discretion. discrimination. estimate. evaluation. ruling. judgement.
-
Administration of justice, jurisdiction
-
Judgement, decision, order, rule, decree, advice "Judicial Committee of the Privy Council", Speech "House of Lords", Sentence "Criminal Courts"
-
judgement
-
Fonctionnement de la justice, juridiction
-
Sentence, jugement, arrêt
-
jugement
-
Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz, hülasa, fezleke.
-
Filmin konusunu en kısa biçimde anlatan, bir senaryo çalışmasının ilk basamağı olan metin.
-
Bir oyunluk çalışmasının ilk aşamasını oluşturan, filmin konusunu en kısa yoldan beş altı sayfa içinde anlatan, filmin konusu üzerinde ilgilileri aydınlatan metin
-
Tamamlanmış bir filmin, çeşitli amaçlarla hazırlanmış kısa öyküsü.
-
Herhangi bir kitap, makale yada raporun, temel öğeleri değişmeyecek biçimde kısaltılması.
-
Synopsis, outline, summary
-
Short. brief. summary. compress. summary. synopsis. abstract. outline. digest. extract. precis. epitome. abridgement. brief. compendium. condensation. conspectus. gist. resume. roundup. sum. summation.
-
Abstract. brief. condensation. digest. extract. nutshell. outline. précis. resumé. summary. synopsis.
-
Abstract. brief. summary. résumé. abbreviation. bottom line. compendium. conspectus. summary of contents. digest. epitome. gist. precis. round up. sum. summation. summing up. synopsis. table.
-
summary
-
Synopsis, Exposé, Entwurf, Zusammenfassung
-
Synopsis, résumé
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|