Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > hüküm fıkrası nedir, hüküm fıkrası ne demek, hüküm fıkrasıın anlamı (hüküm fıkrası nnd)

hüküm fıkrası nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






hüküm fıkrası

  1. Bk. yargı özeti

yargı özeti (nedir ne demek)

  1. Ceza yargılama yöntemine göre duruşma sonunda sanığın yargılılığına, kurtulmasına, duruşmanın durdurulması ya da düşmesine ilişkin yargının bu temel noktaları belirten bölümü.
  2. (fr) Dispositif d'un jugement

hüküm (nedir ne demek)

  1. Yargı
    Örnek: Hükmü doğru ve pek de yerinde olamazdı. F. R. Atay
  2. Egemenlik, hâkimiyet.
  3. Değer, aynı veya benzer nitelik
  4. Önem, geçerlilik.
  5. Etki, hız, şiddet.
  6. Karar.
  7. Bk. yargı.
  8. Bk. yargı
  9. Bk. yargı (2)
  10. (en) Rule. authority. provision. sentence. decision. judgement. verdict. adjudication. assize. award. conclusion. deliverance. dicta. dictum. doom. estimate. fiat. operation. predication. proviso. ruling. statute.
  11. (en) Award. decree. force. judgment. possession. provision. ruling. sentence. verdict.
  12. (en) Arbitrament. judgement. decision. judgment. thought. sovereignty. jurisdiction. validity. influence. adjudication. ascendance. award. clause. legal decision. decree. determination. dictum. doom. finding. government. hold. judicium. operation. precept. pre.

fıkra (nedir ne demek)

  1. Kısa ve özlü anlatımı olan, nükteli, güldürücü hikâyecik, anekdot
    Örnek: Nasrettin Hocanın hemen bütün fıkraları insanla vicdan arasındaki münasebete ilişkindir. B. Felek
  2. Gazete veya dergilerde gündelik konuları bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan ciddi veya eğlendirici yazı türü
    Örnek: Dişimi sıkıp da altı yedi fıkra birden çıkartırsam gazetenin yazıları aksamayacaktı. Ç. Altan
  3. Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri
    Örnek: Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Anayasa
  4. Paragraf.
  5. Omur.
  6. Kısa bir anlatı, öykü.
  7. Bk. bölümce
  8. Bk. omur
  9. Bk. öykücük
  10. (en) Anecdote. joke. clause. paragraph. funnies.
  11. (en) Anecdote. article. clause. joke. vertebra.
  12. (en) Paragraph. vertebra. anecdote. column. short feature. article. chestnut. clause. head. item. subclause. subparagraph. subsection.
  13. (en) apecdote
  14. (fr) anecdote

yargı (nedir ne demek)

  1. Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm.
    Örnek: Hocamız rahmetli Muhsin Bey, bunu sınıfta okurken gözleri yaşarırdı. H. Taner
  2. Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza
    Örnek: Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Anayasa
  3. Mahkeme.
  4. Yüklemle bildirilen karar veya düşünce: Geleceksin, gideceğiz, yapsın vb.
  5. Devletin türe düzenini korumaya ilişkin bağımsız bir yargıç kuruluşunca yaptığı görev ile türe uyuşmazlıklarının yargılıklarda çözümlenmesi eylemi.
  6. Yargıcın gördüğü bütün davaları, olaya ilişkin yasalara göre çözümlemek için söylediği en son söz.
  7. Hüküm, muhakeme.
  8. Adalet.
  9. (en) Juridical. bar. deliverance. judgement. jurisdiction. justice. provision. ruling. sentence. verdict.
  10. (en) Assess. attitude. conclusion. estimation. judgment. opinion. ruling. sentence. judgement. judgment hüküm. decision. verdict kaza. lawsuit. decision in a court of law.
  11. (en) Estimation. idea. opinion. court decision. judgment. verdict of jury. adjudication. award. decree. discernment. discretion. discrimination. estimate. evaluation. ruling. judgement.
  12. (en) Administration of justice, jurisdiction
  13. (en) Judgement, decision, order, rule, decree, advice "Judicial Committee of the Privy Council", Speech "House of Lords", Sentence "Criminal Courts"
  14. (en) judgement
  15. (fr) Fonctionnement de la justice, juridiction
  16. (fr) Sentence, jugement, arrêt
  17. (fr) jugement

özet (nedir ne demek)

  1. Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz, hülasa, fezleke.
  2. Filmin konusunu en kısa biçimde anlatan, bir senaryo çalışmasının ilk basamağı olan metin.
  3. Bir oyunluk çalışmasının ilk aşamasını oluşturan, filmin konusunu en kısa yoldan beş altı sayfa içinde anlatan, filmin konusu üzerinde ilgilileri aydınlatan metin
  4. Tamamlanmış bir filmin, çeşitli amaçlarla hazırlanmış kısa öyküsü.
  5. Herhangi bir kitap, makale yada raporun, temel öğeleri değişmeyecek biçimde kısaltılması.
  6. (en) Synopsis, outline, summary
  7. (en) Short. brief. summary. compress. summary. synopsis. abstract. outline. digest. extract. precis. epitome. abridgement. brief. compendium. condensation. conspectus. gist. resume. roundup. sum. summation.
  8. (en) Abstract. brief. condensation. digest. extract. nutshell. outline. précis. resumé. summary. synopsis.
  9. (en) Abstract. brief. summary. résumé. abbreviation. bottom line. compendium. conspectus. summary of contents. digest. epitome. gist. precis. round up. sum. summation. summing up. synopsis. table.
  10. (en) summary
  11. (al) Synopsis, Exposé, Entwurf, Zusammenfassung
  12. (fr) Synopsis, résumé

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük