Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > gezinmek nedir, gezinmek ne demek, gezinmekin anlamı, ingilizcesi (gezinmek nnd)

gezinmek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






gezinmek

  1. Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek, dolaşmak, seyran etmek
    Örnek: Başı bir düşünceyle ağırlaşmış gibi öne düşük, elleri cebinde, geziniyordu. P. Safa
  2. Belirli bir çevre içinde gezip durmak
    Örnek: Bir akşam rıhtım boyunda geziniyordum. S. F. Abasıyanık
  3. Özellikle doğaçtan yapılan müzikte, ezgiyi belli bir makam anlayışı içinde değişik perdeler üzerinde çalmak, dolaşmak.
  4. (en) Bat around. walk about. walk around. wander about. wander. stroll. hang around. hang about. get around. mosey. perambulate. promenade. roam. rove. rove about. stray. go for a stroll. take a stroll. go for a walk. take a walk.
  5. (en) Promenade. ramble. range. roam. stroll. walk. to wander about. to get about. to get around. to stroll. to ramble. to roam.
  6. (en) To wander about without a definite purpose. to walk about. to roam. to walk. to lounge. to promenade.

eğlenmek (nedir ne demek)

  1. Neşeli, hoşça vakit geçirmek
    Örnek: Aklıma ne kadar kötü şeyler hücum ederse, o kadar eğleniyorum. S. F. Abasıyanık
  2. Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek
    Örnek: Yalnız bunları sordu ve inan ki benimle eğlendi. M. Ş. Esendal
  3. Bir yerde durmak, beklemek, tevakkuf etmek
  4. Oyalanmak.
  5. (en) Rollick. have fun. have a good time. be amused. amuse oneself. recreate oneself. laugh away. make fun. make merry over. make merry. disport oneself. fool. frolic. revel. sport. go on a spree.
  6. (en) Luxuriate. mock. play. rally. revel. sport.
  7. (en) To have a good time. to amuse oneself. to enjoy oneself. to make fun of. to joke with. to loaf. to have a ball. delight. disport. entertain oneself. get a kick out of. jeer. laugh. to make merry. play. play about. relax. revel. ridicule. scoff. twit.
  8. (en) Get a ball out of smth.

vakit(nedir ne demek)

  1. Zaman
  2. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler.
  3. Çağ.
  4. Tespit edilmiş olan zaman
    Örnek: Kâhya - vakit gayri Süleyman, haber saldık gelecekler, pamuklar da kıvamına geldi - demişti. S. Kocagöz
  5. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz.
  6. İmkân, fırsat.
  7. Geçim, para bakımından imkân.
  8. (en) Father time. hour. season. time. when. while.
  9. (en) Season. time. the right time. appointed time. hour.
  10. (en) Time. the right time. time (for doing sth. when. hour. tide. while.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük