Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > gezgin satıcı nedir, gezgin satıcı ne demek, gezgin satıcıın anlamı (gezgin satıcı nnd)

gezgin satıcı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






gezgin satıcı

  1. Bk. seyyar satıcı

seyyar satıcı (nedir ne demek)

  1. Belli bir satış yerinde çalışmayan, tüketicinin bulunduğu yere giderek malını satışa sunan kimse.
  2. Belli bir satış yerinde çalışmayan, tüketicinin bulunduğu yere giderek malını satışa sunan kimse.
  3. (en) hawker.
  4. (en) Peddler. pedlar.
  5. (en) Street peddler. hawker. pedlar. peddlar. badger. chapman. cheap jack. crier. itinerant merchant. itinerant pedling. itinerant trader. packman. pitchman. street hawker. street trader-. trafficker. transient merchant. travelling vendor. trucker. van sa.
  6. (en) peddler

gezgin (nedir ne demek)

  1. Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan (kimse), seyyah.
  2. Çok gezen, çok gezi yapan kimse.
  3. (en) Voyager. wanderer. widely traveled. traveller. traveler. passenger.
  4. (en) İtinerant. peripatetic. planetary. rover. widely traveled. wandering. tourist.
  5. (en) Tourist. traveler. foot passenger. transient. sightseer. roving. wandering. moving. mobile. drifting. traveling. excursionist. itinerant. vacationer vacationist.

satıcı (nedir ne demek)

  1. Alıcıya bir şey satan kimse
    Örnek: Gelen yolcuların çoğu bir Akbaba alıyordu satıcıdan. Y. Z. Ortaç
  2. bâyi’.
  3. (en) Salesperson. salesman. seller. dealer. vendor. vender. saleslady. salesclerk. saleswoman. monger. shop assistant. supplier. monger.
  4. (en) Clerk. dealer. purveyor. rep. salesman. saleswoman. seller. tradesman. vendor.
  5. (en) Resaler. seller. supplier. vendor. clerk. reseller. dealer. salesman. saleswoman. sales representative. peddler (Br pedlar. salesperson. free dealer. disposer. monger. purveyor. vendor vender.
  6. (en) trafficker

seyyar (nedir ne demek)

  1. Belli bir yeri olmayan, gezici, gezgin.
  2. Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, portatif
    Örnek: Zira muharebeden beri seyyar karyolamı hiç bırakmadım. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. gezici.
  4. (en) Mobile. portable. ambulant. ambulatory. traveling. travelling. itinerant. migratory. roving.
  5. (en) Mobile. peripatetic. planetary. habitually moving. itinerant peddler. itinerant. travelling. portable. movable.
  6. (en) İtinerant. mobile. roving. travelling.

gezmek(nedir ne demek)

  1. Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek, seyran etmek
    Örnek: Tek başına buralarda gezdiği hâlde aradığını bulamıyordu. O. C. Kaygılı
  2. Bir yerde dolaşmak, yürümek
    Örnek: Kunduralarını çıkarır, satar, yalın ayak gezerdi. S. F. Abasıyanık
  3. Gitmek, başvurmak.
  4. Bulunmak.
  5. Bir yeri görüp incelemek.
  6. Hasta ayağa kalkmak.
  7. Herhangi bir biçimde gezinmek.
  8. Bir yerde gezi yapmak.
  9. (en) Walk. wander. go about. hike. itinerate. travel. tour. visit. wander in. browse around. get about. jaunt. knock about. knock around. perambulate. peregrinate. promenade. range. rove.
  10. (en) Walk. wander. go about. hike. itinerate. travel. tour. visit. wander in. browse around. get about. jaunt. knock about. knock around. perambulate. peregrinate. promenade. range. rove. gad. ramble. roll.
  11. (en) To walk. to stroll. to move around. to go on a pleasure trip. to go out. to tour (a place. to walk around a place. to go. to travel. to range. to move. to hike. to roam. to cruise. to see over. to tramp. to promenade. exercise. joy ride. look round. tour.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük