|
getiri dizini
-
Portföydeki menkul değerlerin başarımlarını göstermek için menkul değerlerin fiyatlarındaki değişimlerin yanı sıra ödenen kâr paylarını da dikkate alarak hesaplanan dizin.
-
Yield index, return index
-
Faiz.
-
Kazanç, kâr.
-
Yarar.
-
Bir yatırımdan veya menkul değerden elde edilen gelir.
-
yield.
-
Yield. earnings yield.
-
Yield, return
-
[getirmek] v. bring, get, bring along, bring in, carry, bear, convey, fetch, introduce, take into, usher, work up
-
Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste, indeks, fihrist.
-
Belli bir konuda çıkan kitap ve dergideki yazılarla ilişkiyi sağlayan ve ayrı bir kitap veya süreli yayın biçiminde çıkan eser.
-
Kitaplık, belge vb. için düzenlenen belli bir bilginin veya belgenin bulunduğu yeri gösteren düzenli liste.
-
Belli bir olaya ilişkin sayısal değerlerin zaman ve uzam açısından gösterdiği göreli değişmelerin ölçüsü.
-
Bir olgunun nicelik, boyut ve değer bakımından belli bir zamanda eriştiği düzeyin, o değişkenin temel alınan dönemdeki değerine göre ifade edilmesi.
-
1- Bir kitabın ya da derginin içindekileri (kişi, konu, yer adı vb.) yer numarasıyle belirten ve kitabın ya da dergi cildinin arkasında yer alan abecesel liste. 2- Belli bir konuda çıkan kitap ve dergilerdeki yazılara ulaşımı sağlayan ve ayrı bir kitap ya da süreli yayın biçiminde çıkan yapıt. 3- Kitaplıkbilim ve belgebilim alanında belli bir bilginin ya da belgenin nerede olduğunu belirleyen düzenli liste.
-
concordance.
-
İndex. directory.
-
directory.
-
İndex, indice
-
index
-
Bir yerden bir yere taşınabilen (mal).
-
Ağızdan ağıza geçerek gelmiş, söylenegelmiş
Örnek:
Kerameti kendinden menkul şeyhler gibi bu armağanlar onların eksik olan kabiliyetlerinin bir çeşit icazeti oluyor. H. Taner
-
Bir yerden bir yere taşınabilen mal, taşınır, taşınabilir.
-
taşınır.
-
movable.
-
Movable. personal. portable. conveyable taşınır.
-
Movable. postable. conveyable. transferable. which has been handed down by word of mouth. transportable. narrated.
göstermek(nedir ne demek)
-
Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak.
-
Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek.
-
Belirtmek, anlatmak.
-
Bir şeyin etkisi altında tutulmak.
-
Kanıtla inandırmak.
-
Öğretmek, açıklamak.
-
Yapmasını söylemek, görevlendirmek.
-
Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek
Örnek:
Bu seni ablandan daha şirin gösteriyor, emin ol! R. N. Güntekin
-
Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek.
-
Exhibit, screen, show, project, present
-
Show. point. point out. display. exhibit. demonstrate. prove. put forth. teach. betoken. denote. depict. designate. disclose. evidence. exercise. expose. hold up. indicate. initiate. introduce. look. manifest. point to. produce. represent. set out. s.
-
Demonstrate. denote. depict. designate. display. evince. exemplify. exhibit. express. indicate. look. manifest. point. present. produce. promise. record. reflect. register. represent. reveal. show. suggest. tell. tinge. witness.
-
İndicate. show. point. to show. to make sth visible. to demonstrate. to evidence. to expose. to instruct. to teach. to assign. to set off. to display. to indicate. to figure. to manifest. to exhibit. to represent. to illustrate. to point. to prove. to exe.
-
run
-
adduce
-
speak
-
register
-
Projezieren, vorführen, wiedergeben
-
Projeter, montrer, présenter
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|