Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > geriye takla nedir, geriye takla ne demek (geriye takla nnd)

geriye takla nedir, geriye takla ne demek?

geriye takla

  1. Geriye doğru sıçrayıp eller üstüne düşmeyi kapsayan akrobatik takla.
  2. (en) Flip-Flap.
  3. (fr) Flip-Flap

geriye (nedir ne demek)

  1. Bk. ters
  2. (en) Back, behind, aback, backwards, backward, astern.

ters (nedir ne demek)

  1. Gerekli olan duruma karşıt, zıt.
  2. Bir şeyin içe gelen yanı, arkası
    Örnek: Elinin tersiyle küçük bir tokat vurmuştu. Ç. Altan
  3. Kesici bir aletin kesmeyen yanı
    Örnek: Kollarına bıçağın tersiyle birkaç tane vurmuşlar. M. Ş. Esendal
  4. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz
    Örnek: Ters sözlerinle, fazilet iddialarınla beni hırpalama. H. C. Yalçın
  5. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert
    Örnek: Ters adamın işi de ters gider. M. Ş. Esendal
  6. Bir şeyin aksi, karşıtı.
  7. Hayvan pisliği.
  8. (en) İnverted.
  9. (en) İnverse.
  10. (en) Upside-Down.
  11. (en) Backward.
  12. (en) Adverse.
  13. (en) Wrong.
  14. (en) Opposite.
  15. (en) Opposing.
  16. (en) Bad-Tempered.
  17. (en) Cranky.
  18. (en) Grumpy.
  19. (en) Unfavorable.
  20. (en) Unfavourable.
  21. (en) Acrimonious.
  22. (en) Agley.
  23. (en) Amiss.
  24. (en) Alien.
  25. (en) Brusque.
  26. (en) Cross.
  27. (en) Crusty.
  28. (en) Droppings.
  29. (en) Forbidding.
  30. (en) Reverse of sth.
  31. (en) Back of sth.
  32. (en) Opposite or other side.
  33. (en) Edge.
  34. (en) Or end.
  35. (en) İnverse or opposite of sth.
  36. (en) Blunt edge.
  37. (en) Abrupt.
  38. (en) Acerbic.
  39. (en) Reverse.
  40. (en) Awkward.
  41. (en) Awry.
  42. (en) Bloody-Minded.
  43. (en) Churlish.
  44. (en) Contradictory.
  45. (en) Contrary.
  46. (en) Converse.
  47. (en) Coun.
  48. (en) Fretful.
  49. (en) Moody.
  50. (en) Over.
  51. (en) Perverse.
  52. (en) Sour.
  53. (en) Surly.
  54. (en) Tart.
  55. (en) Ugly.
  56. (en) Untoward.
  57. (en) Upside down.
  58. (en) Anti.
  59. (en) Bloody minded.
  60. (en) Counter.
  61. (en) Crabbed.

takla (nedir ne demek)

  1. Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp vücudu üstten aşırtarak öne veya arkaya yapılan dönme hareketi.
  2. Otomobil, kamyon vb. devrilip yuvarlanma.
  3. Uçak, güvercin vb.nin uzunlamasına veya yanlamasına dönme hareketi.
  4. Köprüye gelmiş güreşçinin dikeye kalkarak kurtulmaya çalışırken yaptığı hareket.
  5. (en) Handspring.
  6. (en) Somersault.
  7. (en) Roll.
  8. (en) Cartwheel.
  9. (en) Tumble.
  10. (fr) Culbute

geriye doğru (nedir ne demek)

  1. (en) Backwards, backward, rearwards, rearward, downward.

doğru (nedir ne demek)

  1. Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
  2. Gerçek, yalan olmayan.
  3. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun
    Örnek: Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur. A. Gündüz
  4. Gerçek, hakikat
    Örnek: Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz. N. Ataç
  5. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.
  6. Yanlışsız, eksiksiz.
  7. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
  8. Yakın, yakınlarında
    Örnek: Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu. F. R. Atay
  9. Gerçeğe uygun olan.
  10. (Mantıkta) Düşünme yasalarına uygun olan.
  11. Akla, mantığa uygun.
  12. Dürüst, namuslu, ahlaklı.
  13. (en) Right.
  14. (en) Aboveboard.
  15. (en) Base.
  16. (en) Becoming.
  17. (en) Fitting.
  18. (en) Mathematical.
  19. (en) Precise.
  20. (en) True.
  21. (en) Correct.
  22. (en) Exact.
  23. (en) Accurate.
  24. (en) Proper.
  25. (en) Authentic.
  26. (en) Honest.
  27. (en) Fair.
  28. (en) Truthful.
  29. (en) Straight.
  30. (en) Direct.
  31. (en) Above-Board.
  32. (en) Faithful.
  33. (en) Guileless.
  34. (en) Just.
  35. (en) Orthodox.
  36. (en) Righteous.
  37. (en) Sincere.
  38. (en) Spot-On.
  39. (en) Square.
  40. (en) Upstanding.
  41. (en) Through.
  42. (en) Thru.
  43. (en) Thro.
  44. (en) Upright.
  45. (fr) Vrai
  46. (la) Verus

el   US UK (nedir ne demek)

  1. Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümüne verilen ad.
    Örnek: El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk. Z. O. Saba
  2. Sahiplik, mülkiyet.
  3. Kez, defa.
  4. İskambil oyunlarında kâğıt atma sırası.
  5. Yönetim, baskı, etki.
  6. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü.
  7. Aracı, vasıta.
  8. Yabancı, yakınların dışında kalan kimse
    Örnek: Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır! Halk türküsü
  9. Ülke, yurt, il
    Örnek: Çöller, Yemen ellerinden betermiş. A. Gündüz
  10. Halk, ahali.
  11. Oba, aşiret
    Örnek: Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir. Dadaloğlu
  12. İnsan ya da maymunlarda tutma organı olarak gelişmiş, avuç içi ve parmaklardan oluşan kolun uç bölgesi.
  13. Enzimle bağlanmış immünosorbent deneyi.
  14. (en) Hand.
  15. (en) Hands.
  16. (en) Manual.
  17. (en) Power.
  18. (en) Control.
  19. (en) Angular distance above the horizon.
  20. (en) An electric elevated railway.
  21. (en) Energy Limiting; Cooper Power Systems' distribution class, direct-connected arrester for crossarm or polemounting applications.
  22. (en) Executive Level.
  23. (en) Short for El Producto cigars 'I contact eleven El's and macs in heaven' -- Nas.
  24. (en) Equivalent lot.
  25. (en) The Semitic word for God, found alone or compounded with other terms as names of God ; often found as the theophoric element in personal and place names.
  26. (en) The European basic multiplex rate that carries 30 voice channels in a 256-bit frame transmitted at 2 048 Mbps.
  27. (en) Energy Limiting; arrester for crossarm or polemounting applications.
  28. (en) Electrical System Inoperable.
  29. (en) East Indian.
  30. (en) The, a definite article, in Spanish.
  31. (en) Powerful Unfolding Spirit expands herself from each point in each moment, like a field of flowers on a summer morning She comes from the inside of each Monad out to its peremeter, through the individual.
  32. (en) Elisp source code file.
  33. (en) G-D, god.
  34. (en) Hand-Operated.
  35. (en) Hand-Held.
  36. (en) Fist.
  37. (en) Pud.
  38. (en) Elisa.
  39. (en) Elixir.
  40. (en) Flapper.
  41. (en) One shot.
  42. (en) Other person.
  43. (en) Mitt.
  44. (en) Range.
  45. (en) Round.
  46. (en) Stranger.
  47. (en) People.
  48. (en) Country.
  49. (en) Assistance.
  50. (en) Deal.
  51. (en) Possession.
  52. (en) Ownership.
  53. (en) Alien.
  54. (en) Grip.
  55. (en) Move.
  56. (en) Stock.
  57. (en) Elevation.
  58. (en) Elevated railroad NE - born with the name of WO - woe.
  59. (en) A, one, some, any.
  60. (en) The chief god of the Canaanite pantheon; variously known as the father of Baal.
  61. (fr) Main
  62. Elevated railway
  63. [el (elevated railroad) ] yol üzerindeki köprüden geçen demiryolu

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011