|
gerilemek
-
Bir yere takılmaya, geçirilmeye yarayan eğri ve ucu sivri demir
Örnek:
Kız eğilmiş, panjurun kanatlarını çengellerine takıyor. R. H. Karay
-
Basketbolda çembere yan durarak tek elle baş üzerinden geçirilerek atılan şut, çengel atış.
-
Geri çekilmek, geriye çekilmek
Örnek:
Dürdane gerileyip baktı, kurnaz bir kahkaha ile göğsü oynadı. M. Yesarî
-
Daha aşağı bir dereceye düşmek.
-
Hastalık, gelişmeksizin yok olmaya yüz tutmak.
-
Bir tepki karşısında katı sayılan bir tutumdan vazgeçmek.
-
Lose ground. regress. recede. degrade. drop back. stand back. fall back. worsen. deteriorate. draw back. drop behind. drop off. redound. remount. retreat. retrograde. slip. turn back.
-
Recede. regress. retreat. retrogress. to move backward. to recede. to worsen. to draw back. to go back. to retrograde. to retrogress.
-
To regress. to move backward. to retreat. deteriorate. to lose ground. retrogress.
-
Someplace, somewhere, anywhere
-
Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı.
-
Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves.
-
Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail.
-
Yanlış bir biçimde
Örnek:
Gazetecilik bu oğlum, eğri, doğru yazılıp çıkmalı. M. Ş. Esendal
-
Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi.
-
Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey.
-
Bir özelliğin yeğinliğindeki değişimleri özetleyen çizgi.
-
Crooked. bent. awry. sloping. slanting. oblique. skew. aslant. aslope. cockeyed. sinuous. skewed. slouching. slouchy. out of the straight. tortuous. untrue. warped. wry. awry. curve. graph. trajectory.
-
Crooked. curve. irregular. oblique. uneven. wry. bent. skew. cockeyed. bowed. curved. slanted. sloping. bandy. angle. inclined.
-
curve.
-
curve
-
courbe
sivri(nedir ne demek)
-
Ucu keskin ve batıcı olan
Örnek:
Sivri gagasından kelimeler çıkarken sanki birer ok oluyordu. Ö. Seyfettin
-
Ucuna doğru gittikçe incelen
Örnek:
Aşağıda gördüğümüz dik ve sivri bir binanın üst katında çay içmeye gideceğiz. F. R. Atay
-
Palamut.
-
Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı.
-
Genç dağlık kitlelerde ince uçla son bulan tepelere verilen ad.
-
Sharp pointed. sharp. pointed. acute. beaked. edged. jagged. nipping. pungent. spinose. spinous. spired. spiry.
-
Angular. keen. sharp. pointed. extreme. tapering.
-
Pointed. sharp. tapered. acute. peaked. pointing. taper. tapering. conic. pricking. spindle-shaped. spired. inswept. sphenoid. nibbed. fine. incisive.
-
peak
-
pic
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|