|
geri çekilme
-
Savaşı daha elverişli şartlarda sürdürmek amacıyla bir askerî birliğin düşmandan çözülerek başka bir mevzi veya bölgeye hareket etmesi, ricat
Örnek:
Paşa, geri çekilmelerde ve köy, kasaba, şehir kayıplarında bile, bu kayıpların kazanç yanları olduğuna hepsini inandırmıştı. T. Buğra
-
Vazgeçme.
-
recession.
-
Recession. recoil. retreat. withdrawal.
-
Drawing back. orderly retreat. recession. recoil. regress. regression.
-
Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı
Örnek:
Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi. N. Cumalı
-
Bundan başkası
Örnek:
Kaşla göz, gerisi söz. Atasözü
-
Son, sonuç.
-
Bir şeyin sona kalan bölümü.
-
Geçmiş, mazi
Örnek:
Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok. S. F. Abasıyanık
-
Hayvanda boşaltım organının dışı.
-
Eksik gösteren (saat).
-
Aptal, anlayışsız.
-
Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval.
-
Vücudun ortasından geçen çizgiyle dar açı yapan çizginin gösterdiği ve ilerinin karşıtı olan yön.
-
Rear. back. reverse. backward. rearward. reversing. hind. posterior. slow. back. backward. backwards. behind. aback. back. rear. rest. re-. retro-.
-
Back. backward. rear. reverse. rest. remainder. hind. undeveloped. slow. stupid. half-witted. imbecile. backward. toward the rear. behind.
-
Back. backward. rear. the rest. reactionary. slow. about turn ! / face !. behind. little.
-
Kick. kick.
-
Kick.
-
En arrière
-
Bk. granüllü endoplâzmik retikulum
-
[ger (gerund) ] v. stretch, stretch out, strain, tighten, tighten up, tense, bag, distend, draw, hang on, lift, rack, span, sprawl out, stay, string, tauten
granüllü endoplazmik retikulum (nedir ne demek)
-
Ökaryot hücrelerin sitoplazmasında üzerlerinde ribozom taşıyan dağınık veya kümeler durumunda bulunan, sentezlenen salgı veya zar proteinlerinin taşınmasında görev yapan, yassı keseler durumunda görülen bir organel.
-
Granular endoplasmic reticulum
-
Bir görevden, bir işten kendi isteği ile ayrılma, istifa
Örnek:
Hesaplarını altüst etmiş, onu elli beş yaşında devlet memuriyetinden çekilmeye mecbur bırakmıştı. R. N. Güntekin
-
Savaşta, bir ordunun veya bir birliğin düşmandan ayrılmak için yaptığı davranış, ricat
Örnek:
Neticede işgal kuvvetleri, buralardan çekilmeye mecbur edildiler. Atatürk
-
Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi, basma karşıtı.
-
Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması.
-
Çekilmek işi
-
Gelgitte kabarma olayının karşıtı, bkz. kabarma,çekilme akıntısı.
-
pullout.
-
Resignation. retreat. traction. withdrawal. regression.
-
Contraction. withdrawal. withdrawing. retreat. regression. resignation (from a job. pull. draw. tug. shrinkage. tension. tensile. recession. recess. ebb. ebb tide. surrender. retiring.
-
ebb
-
Pull off
-
Marée descendante
-
[savaş] n. war, warfare, battle, fight, combat, fighting, struggle, campaign, conflict, crusade, fray
savaş(nedir ne demek)
-
Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, muharebe, harp, cenk.
-
Uğraşma, kavga, mücadele.
-
Hayvanların birbirleriyle yaptığı mücadele.
-
Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele.
-
Bir toplumun başka bir topluma, isteğini benimsetme amacıyla tüm olanakları ve güçleriyle yaptıkları düzenli saldırı.
-
Silahlı çatışma.
-
War. fighting. wartime. war. warfare. battle. fight. combat. fighting. struggle. campaign. conflict. crusade. fray.
-
War. fighting. wartime. warfare. battle. fight. combat. struggle. campaign. conflict. crusade. fray. action.
-
Fight. war. warfare. struggle. striving. battle. hostilities. hostility. sword.
-
war
-
guerre
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|