|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
kar
-
Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı; iş.
-
Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı.
-
İş.
-
Yarar, fayda.
-
Üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay.
-
Maliyet fiyatıyla satış fiyatı arasındaki fark.
-
Havada beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak yağan su buharı
Örnek:
Kıştı, yerler iki karış kar tutmuştu. T. Buğra
-
Havadan ak, ince taneli buz kırılcaları biçiminde ya da lapa lapa yağan, sıcaklık koşulları elverişli ise yerde biriken su buğusu, bkz. yağış.
-
Üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay.
-
Bk. karlanma
-
snow.
-
Account. benefit. gain. profit. snow. take. takings.
-
Profit. snow. bank.
-
To do, to make, to create; to produce; cl 5.
-
A green mango.
-
Kentucky Administrative Regulation.
-
Knowledge and Research.
-
Cirque , cwm.
-
snow
-
profit
-
[Kar] n. cart, car, wagon
-
neige
-
Karlanmak işi veya durumu.
-
Bir televizyon resminde, elektriksel düzensizlikten doğan, resmin her yanında titreşen noktacıklar biçiminde kendini gösteren, düzensizlik arttıkça resmin kar tipisini andırmasına yol açan aksaklık. (Karlanma, genellikle, ses aygıtlarında, plakçalarlarda, radyolardaki dip gürültüsünün resimdeki karşılığıdır).
-
Picture noise, video noise, grain, snow(-ing)
-
Bildrauschen, Schnee, "Snowing"
-
Bruit vidéo, neige, "snowing"
-
Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, sebep veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
Örnek:
Çabuk bir süvari ile bana haber gönderiniz. Ö. Seyfettin
-
Bazı soyut isimlere getirildiğinde durum bildiren zarflar oluşturan bir söz.
-
Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.
-
And. with. together with. by. withal. on. cum.
-
And. by. on. plus. with. by means of.
-
With. together with. by. hereby. in. to. upon.
-
Bir arada, beraberce, hep beraber
Örnek:
Doğrandı mübarek vatanın bağrı sebepsiz / Birlikte bugün bulmalıyız derdine çare. T. Fikret
-
Yanında, beraberinde.
-
Joint. co. in collaboration with. in concur with. unisonous. together. as one man. jointly. in common. as well as. co-. cum. with.
-
Along. together. in company.
-
Together. in company. in common. cum. all in one. in unison.
-
Alım satım işi, muamele.
-
İlişki, münasebet
Örnek:
O bir defa bile görmemişti bu adamı. Bir alışverişi yoktu onunla. T. Buğra
-
Genellikle satın almak anlamında kullanılan, alıp satma işlemi.
-
Shopping. buying and selling. trading. deal. connection. dealing. traffic.
-
Dealings. shopping. trade. buying and selling. relations.
-
Business. commerce. trade. shopping. dealing. custom. trading. traffic.
-
shopping
para
(nedir ne demek)
-
Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
-
Kazanç
Örnek:
Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir. S. F. Abasıyanık
-
Kuruşun kırkta biri.
-
Yanında, yan. Örn. Para-aortik aortun yanında.
-
Yunanca yanında anlamına gelen bir ön ek.
-
1. Yan. 2. Yanında.Dgr.: anat. para
-
Money. monetary. pecuniary. coffers. money. cash. shekels. currency. shiners. coin. boodle. brass. bread. chink. chip. dough. ducat. dust. funds. green. jack. kale. lolly. lucre. filthy lucre. means. purse. rock. sugar. tin. wherewithal.
-
Bread. capital. cash. currency. dough. drain. fund. leeway. means. money. obverse. take. wealth.
-
A prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism.
-
A prefix denoting: Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc.; also, an isomeric modification. Specifically: That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid.
-
Ortho-, and Meta-.
-
A piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent. an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows 100 para equal 1 dinar.
-
Money. brass. bread. cash. coffers. commodity money. currency. dibs. dimes. dough. face value. filthy lucre. funds. geets. gelt. investment. lolly. means. the necessary. net personality. pocket. to be pushed. rhino. riches. roll. shekels. shiners. spendol.
-
Having resemblance to certain features. prefix, beside, near. far from, away, out, different from.
-
A variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name. prefix meaning behind, e g , para-appendiceal.
-
A woman who has been delivered of a viable fetus. paragraph.
-
Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring.
-
Beside/Next to.
-
Paraplegic. the number of live-born children a woman has delivered; 'the parity of the mother must be considered'; 'a bipara is a woman who has given birth to two children'. 100 para equal 1 dinar. a soldier in the paratroops. an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows. port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin.
-
yakın
-
ötesinde
-
İkinci derecede
-
benzer.
-
Paraşütçü asker, paragraf
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|