Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > gerçek sayı nedir, gerçek sayı ne demek, gerçek sayıın anlamı, ingilizcesi (gerçek sayı nnd)

gerçek sayı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






gerçek sayı

  1. Bir eksen üzerindeki bir noktanın yerini belirlemeye yarayan sayı.
  2. Gerçek sayılar kümesinin öğesi. Örnek. (…)
  3. (en) Real number
  4. (fr) Nombre réel

gerçek (nedir ne demek)

  1. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki.
  2. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.
  3. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici.
  4. Temel, başlıca, asıl
    Örnek: Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır. N. Ataç
  5. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.
  6. Yapay olmayan.
  7. Doğruluk
    Örnek: Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa, duygu payı da ondan az değildir. B. Felek
  8. Gerçeklik, realite
  9. 1- Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak, var olan. 2- Bilinçten bağımsız olarak var olan.
  10. Doğru, dürüst.
  11. Temel, başlıca, asıl doğayı yansıtan.
  12. (en) True. real. factual. original. actual. authentic. genuine. rightful. truthful. right. exact. proper. literal. bona fide. dinkum. earnest. honest-to-god. honest-to-goodness. intrinsic. pucka. pukka. sincere. sterling. straight-out. substantial. tangib.
  13. (en) Actual. authentic. effective. fact. genuine. gospel. heartfelt. intrinsic. lowdown. outright. positive. proper. real. reality. regular. sincere. substantial. tangible. true. truth. veritable. virtual.
  14. (en) Real. authentic. genuine. true. actual. actuality. true copy. dinkum. essence. fact. factual. faithful. point of fact. positive. proper. reality. right. serious. sincere. solid. straight out. tangible. truth. truthful. veracity. veritable. verity.
  15. (en) real
  16. (fr) réel
  17. (la) realis

sayı (nedir ne demek)

  1. Sayma, ölçme, tartma vb. işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu bildiren söz, adet.
  2. Gazete ve dergi vb. sürekli yayınların bir bütün oluşturan, değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri, nüsha.
  3. Bir spor karşılaşmasında karşılaşanlardan her birinin başarı derecesini tespit eden nicelik.
  4. Basketbol oyununda topun sepete girmesiyle ulaşılan sonuç. Bu giriş, oyun sırasında olursa 2, serbest atıştan yapılmışsa 1 olarak kabul edilir. Oyun süresi içinde en çoksayı yapan takım yenmişsayılır.
  5. Topun, kurallara uygun bir vuruşla bütünü ile kale direkleri ve kale çizgisi arasında kalan alandan geçmesi durumu.
  6. (en) Numerary. number. numeral. quantity. count. figure. score. issue. basket. button. cage. conversion. goal. point.
  7. (en) Basket. copy. count. figure. issue. number. numeral. score. volume.
  8. (en) Number. digit. count. figure. point. tale.
  9. (en) goal
  10. (en) score

say   US UK (nedir ne demek)

  1. Düz, ince, yassı taş
    Örnek: Yağmur yağar da ışılaşır sayları / Eli göçmüş de bozulaşır daylağı Halk türküsü
  2. Çalışma, emek.
  3. Hac ibadeti sırasında Safa ile Merve tepeleri arasında gidip gelme.
  4. Düz, tabaka biçiminde, ince yassı taş.
  5. İri, büyük kaya.
  6. Arkadaş
  7. Su kaynağı.
  8. Elçi.
  9. (en) deem.
  10. (en) Saw.
  11. (en) Trial by sample; assay; sample; specimen; smack.
  12. (en) Tried quality; temper; proof.
  13. (en) Essay; trial; attempt.
  14. (en) To try; to assay.
  15. (en) A kind of silk or satin.
  16. (en) A delicate kind of serge, or woolen cloth.
  17. (en) To utter or express in words; to tell; to speak; to declare; as, he said many wise things.
  18. (en) To repeat; to rehearse; to recite; to pronounce; as, to say a lesson.
  19. (en) To announce as a decision or opinion; to state positively; to assert; hence, to form an opinion upon; to be sure about; to be determined in mind as to.
  20. (en) To mention or suggest as an estimate, hypothesis, or approximation; hence, to suppose; in the imperative, followed sometimes by the subjunctive; as, he had, say fifty thousand dollars; the fox had run, say ten miles.
  21. (en) To speak; to express an opinion; to make answer; to reply.
  22. (en) Work. effort.
  23. (en) Instead of.
  24. Söylemek, demek, etmek (dua), okumak (dua), bildirmek, tekrarlamak, farzetmek, varsaymak
  25. Demek, söylemek
  26. Tekrarlamak, ezbere söylemek
  27. Denilen şey, söz
  28. Söz sırası
  29. Hemen hemen, aşağı yukarı
  30. mesela
  31. B.D.,Dili Hey, bana bak ! to say nothing of göz önüne almadan

eksen (nedir ne demek)

  1. Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver
    Örnek: Politikacıların kendilerini evrenin ekseni saymamaları gereğini anlamaları için... H. Taner
  2. Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru.
  3. Araba dingili.
  4. 1- Üzerinde bir yön belirlenmiş doğru. 2- Bir cismin parçalarının çevresinde, bakışımlı olarak düzenlediği sanal bir doğru. 3- Bir cismin, çevresinde döndüğü doğru.
  5. (en) Axial. pivotal. axis. pivot. axle. pintle. rachis. spindle.
  6. (en) Axis. pivot. axle.
  7. (en) Axis. axle. pivot.
  8. (en) axis
  9. (al) Achse
  10. (fr) axe

nokta (nedir ne demek)

  1. Çok küçük boyutlarda işaret, benek.
  2. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.
  3. Yer
    Örnek: Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık. A. Haşim
  4. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm
    Örnek: Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi. Y. K. Karaosmanoğlu
  5. Nöbetçi bulunan yer.
  6. Nöbetçi, gözcü, bekçi
    Örnek: O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz. Ö. Seyfettin
  7. Sınır, derece, radde.
  8. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).
  9. 1- Uzambilgisinde tanımsız öğelerden biri. 2- Belirli bir uzayın koyutlarını gerçekleyen öğelerden her biri.
  10. (en) Pinpoint. point. dot. spot. speck. full stop. stop. full point. post. fleck. macula. particular. period. speckle. tittle.
  11. (en) Dot. period. point. respect. speck. speckle. spot. vertex. full stop. place. subject. military post. police post. isolated sentry.
  12. (en) Period. dot. point. spot. speck. full stop. place. item. pause. pitch. taint. tittle.
  13. (en) point
  14. (fr) point
  15. (la) punctum

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük