Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > geniş açı nedir, geniş açı ne demek (geniş açı nnd)

geniş açı nedir, geniş açı ne demek?

geniş açı

  1. Bir dik açıdan daha büyük olan açı.
  2. Ölçüsü dik açıdan daha büyük ve düz açıdan daha küçük olan açı.
  3. (en) Obtuse angle.
  4. (en) Obtuse / wide angle.
  5. (fr) Angle obtus
  6. (la) Obtusus

geniş (nedir ne demek)

  1. Eni çok olan, enli, vâsi
    Örnek: Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu. P. Safa
  2. Alanı büyük olan, dar karşıtı
    Örnek: Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi. O. C. Kaygılı
  3. Bol (elbise).
  4. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın.
  5. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat
    Örnek: Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu. A. İlhan
  6. Çok.
  7. (en) Wide.
  8. (en) Broad.
  9. (en) Capacious.
  10. (en) Vast.
  11. (en) Extensive.
  12. (en) Comprehensive.
  13. (en) Obtuse.
  14. (en) Extended.
  15. (en) Large.
  16. (en) Open.
  17. (en) Roomy.
  18. (en) Spacious.
  19. (en) Walk-In.
  20. (en) Ample.
  21. (en) Commodious.
  22. (en) Cosmic.
  23. (en) Cosmical.
  24. (en) Expansive.
  25. (en) Full.
  26. (en) Splay.
  27. (en) Broadly.
  28. (en) Catholic.
  29. (en) Sizable.
  30. (en) Voluminous.
  31. (en) Carefree.
  32. (en) İmmense.
  33. (en) Volumed.

açı (nedir ne demek)

  1. Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarı doğru arasındaki açıklık.
  2. Görüş, bakım, yön, anlayış biçimi
    Örnek: Bu röportajların özellikleri açı tazeliği, sunuş özelliği ve kıvrak mizahı idi. H. Taner
  3. Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim, zaviye.
  4. Ortak bir noktadan (köşe) çıkan iki yarıdoğrunun (kıyı) oluşturduğu uzambiçim.
  5. Ortak bir noktadan çıkan iki yarıdoğrudan birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği.
  6. Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemin oluşturduğu uzambiçim.
  7. Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemden birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği.
  8. (en) Angle.
  9. (fr) Angle
  10. (la) Angülus

(nedir ne demek)

  1. Yemek yemesi gereken, tok karşıtı
  2. Yiyecek bulamayan kimse
    Örnek: Ben hem öksüzüm hem yetimim hem de tam 23 saattir açım. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Gözü doymaz, haris.
  4. Çok istekli, hevesli.
  5. Karnı doymamış olarak
    Örnek: Ben aç yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense. O. Kemal
  6. Bk. ayrıntı çekimi.  
  7. (en) Hungry.
  8. (en) Covetous.
  9. (en) Empty.
  10. (en) Unfed.
  11. (en) Esurient.
  12. (en) Greedy for.
  13. (en) Hollow.
  14. (en) Ravenous.
  15. (en) Starveling.
  16. (en) Famished.
  17. (en) Peckish.
  18. (en) Greedy.
  19. (en) İnsatiable.

dik (nedir ne demek)

  1. Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan
    Örnek: Sağlam yapılı, dik duruşlu bir gençti o yıllarda. N. Cumalı
  2. Eğimi dike yakın olan
    Örnek: Dik bir dereye indiler. Ö. Seyfettin
  3. Yatık durmayan, sert.
  4. Sert, kalın, tok (ses)
    Örnek: Sesi dik ve küstahtı, söylediklerini aşağı salonda bekleşen komşular işittiler. A. İlhan
  5. Sert (bakış).
  6. Ters, aksi (söz).
  7. Kaba, yersiz (davranış)
    Örnek: Kaba denilecek kadar ani ve dik bir davranışla halasını bıraktı ve kalktı. H. E. Adıvar
  8. Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş.
  9. Bk.Dikme.
  10. Yatay bir düzleme göre yerçekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan.
  11. Sert, aksi.
  12. Sert, kalın, tok
  13. (en) Precepitous.
  14. (en) İntent.
  15. (en) Fixed.
  16. (en) Penetrating.
  17. (en) Right.
  18. (en) Obstinate.
  19. (en) Normal.
  20. (en) Plumb.
  21. (en) Upright.
  22. (en) Vertical.
  23. (en) Straight.
  24. (en) Steep.
  25. (en) Bluff.
  26. (en) Perpendicular.
  27. (en) Rough.
  28. (en) Upstanding.
  29. (en) Erect.
  30. (en) Horny.
  31. (en) Abrupt.
  32. (en) Arduous.
  33. (en) Bold.
  34. (en) Jagged.
  35. (en) Precipitous.
  36. (en) Rapid.
  37. (en) Scarped.
  38. (en) Sheer.
  39. (en) Square.
  40. (en) Stand-Up.
  41. (en) Stiff.
  42. (en) Uprightly.
  43. (en) High.
  44. (en) Aplomb.
  45. (en) Orthogonal.
  46. (en) Standing.
  47. (en) Uphill.
  48. (en) Rigid.
  49. (en) Starched.
  50. (en) Scrap.
  51. (en) On end.
  52. (en) Stand up.

daha (nedir ne demek)

  1. Şimdiye kadar, henüz.
  2. Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak
    Örnek: Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım. P. Safa
  3. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz.
  4. Bundan başka, bunun dışında
    Örnek: Daha çiçekleri de sulayacağım. H. Taner
  5. (en) Else.
  6. (en) So far.
  7. (en) Until now.
  8. (en) More.
  9. (en) Over.
  10. (en) Still.
  11. (en) Only.
  12. (en) Plus.
  13. (en) Further.
  14. (en) İn addition.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012