|
genel kadın
-
Fuhşu meslek edinmiş kadın.
-
Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.
-
Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan
Örnek:
Genel bir sıralama yapmak gerekirse, denebilir ki, dünyada en iyisi mutlu, dengeli bir evliliktir. H. Taner
-
Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.
-
Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).
-
Bir genelleme sonucunda elde edilen.
-
Cinsle, türle ilgili olan; bir türün, bir cinsin bütün nesnelerini içinde toplayan; bir nesne sınıfının bütün nesnelerini toplayan.
-
Azlık, çokluk ya da bütünlüğü belirlemeden bir sınıfta birçok bireylere (ya da her biri bölünmez bir bütün kuran bir çok öbeklere) uygun düşen.
-
Bir sınıfın bireylerinin büyük bir bölümüne uygun düşen. "Genellikle", "genel olarak" deyimleri günlük dilde de bu anlamda kullanılır. Genellikle dendiğinde kuraldışına yer var demektir. Bu anlamda genel hem tümele hem kuraldışına karşıttır.
-
General. public. broad. common. collective. across-the-board. blanket. catholic. exoteric. generic. grand. liberal. overhead. plenary. prevailing. prevalent. running. sweeping. widespread.
-
Abstract. broad. common. current. general. generic. grand. popular. prevalent. public. rife. running. sweeping. universal.
-
General. global. public. broad / adj ,. catholic. common. overall. pandemic. sweeping. universal.
-
General
-
Général
-
Generalis
-
Erişkin dişi insan, erkek veya adam karşıtı
Örnek:
Yanlarında, kendileriyle ahbaplık edecek dostlar, hizmetlerine koşacak kadınlar veya erkekler görmek isterler. A. Ş. Hisar
-
Evlenmiş kız.
-
Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan.
-
Hizmetçi bayan.
-
Bayan
-
Bk. haseki sultan.
-
Dişi cinsten erişkin insan.
-
Eskiden bayan anlamında kullanılan bir san.
-
Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri taşıyan (kadın).
-
Lady. woman. lady's. female. petticoat. woman. female. she. dame. broad. distaff. hen. jane. petticoat. gyno-. gynous.
-
Bird. dame. female. girl. lady. skirt. woman.
-
Lady. woman. female. matron. feminine. feme. lollipop men , lollipop lady. petticoat.
haseki sultan (nedir)
-
Padişahtan çocuğu olan karavaş.
-
Bir kimsenin geçimini sağlamak için yaptığı sürekli iş
Örnek:
Mesleği ile ilgili olanlar bir yana bırakılırsa çok az kitabı vardı. T. Buğra
-
Uğraş.
-
Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği.
-
Bir fikir çevresinde toplanmış çeşitli bilgiler, dizge, sistem.
-
Çığır, okul, ekol.
-
Bir kimsenin geçimini sağlamak için sürekli yaptığı; bilgi, eğitim veya yaratıcı güç gerektiren etkinlik.
-
Bk. öğreti
-
Professional. profession. career. job. trade. path. walk of life. avocation. calling. game. ism. metier. shop. vocation.
-
Professional. profession. career. job. trade. path. walk of life. avocation. calling. game. ism. metier. shop. vocation. line. occupation.
-
Career. profession. trade. line of work. business. calling. craft. line. line of business. metier. occupation. racket. vocation.
-
Profession, vocation, occupation
-
Birine, bir şeye ait olan, belli bir kimsede veya şeyde bulunan, has, mahsus
Örnek:
Hepsi de halis sporculara özgü sevimli bir çocukluk ve candanlık içinde kocamışlardı. H. Taner
-
Bir özdek ya da işlemin özelliklerine ilişkin.
-
Peculiar to. particular. special to. appropriate. endemic. incidental. indigenous.
-
Particular. peculiar. proper. special.
-
Peculiar to. unique to. special to. peculiar. proper. special. specific.
-
Characteristic
-
Caractéristique
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|