|
genç endüstri tezi
-
Yeni kurulan sanayilerin uluslararası rekabet gücü kazanıncaya kadar kotalar, yüksek gümrük vergileri vb. dış ticaret politikası araçlarıyla korunması gerektiğini ileri süren F. List tarafından geliştirilmiş görüş.
-
İnfant industry argument
-
Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı
Örnek:
Genç kızı bir gece pencerede görmüştü. H. Taner
-
Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan).
-
Zihin bakımından yeterince gelişmemiş, toy.
-
Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan
-
Gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç.
-
Genç oyuncu.
-
Genç rolüne çıkan oyuncu.
-
Yaşı ilerlemiş olan.
-
Dinç, sağlıklı.
-
Leading young actor (actress), juvenile lead
-
Young. youthful. juvenile. adolescent. junior. green. teen. youngish. youth. young man. juvenile. adolescent. junior. teen. teenager. teeny. sapling. whelp.
-
Fresh. junior. juvenile. kid. lad. little. tender. young. youth. youthful.
-
Young. in the prime of youth. adolescent. maiden soil. rent boy. wet behind the ears. youngster. youthful.
-
"Jeune Premier"
-
Jeune premier (-ère)
-
Sanayi
Örnek:
Roman, basın endüstrisinin tüketime sürdüğü bir mal niteliğindedir. N. Cumalı
-
Bk. işleyim
-
Bk. sanayi
-
İndustrial. industry.
-
İndustry. industry sanayi. işleyim.
-
İndustry. de man.
-
Çabuk olan, süratli.
-
Süratli bir biçimde.
-
Sav.
-
Üniversitelerde öğrencilerin veya öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel eser
Örnek:
Tezini mitolojiden hazırlayan gözlüklü bir delikanlı. H. Taner
-
Bkz. bilimseltez.
-
KEskin.
-
Çabuk, hızlı.
-
Üniversitelerde ve yüksek okullarda öğrencilerin ya da öğretim üyelerinin hazırlayıp kimi zaman bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel yapıt. bk. sav.
-
Quick. prompt. nimble. hasty. expeditious. quickly. promptly. thesis. discourse. disquisition. dissertation. treatise.
-
Argument. crisp. prompt. quick. swift. treatise. thesis.
-
Quick. thesis. idea. view. piece of written research. speedy. quickly. speedily. dissertation. fast. hasty. as quick as lightning. nimble. rapid. treatise.
-
thesis
-
Meme veya kucak çocuğu.
-
Plastik, tahta, bez vb.nden yapılan insan biçiminde oyuncak
Örnek:
Yarın seni bonmarşeye götüreceğim, beğendiğin bebeği alacağım. H. E. Adıvar
-
Göz bebeği
Örnek:
Uzun kirpikli gözleri sık sık açılıp kapanıyor, bebekleri daima hareket ediyordu. P. Safa
-
Sevgi bildiren bir seslenme sözü.
-
Henüz süt emme çağında bulunan çocuk; genellikle bir yaşından daha küçük olan çocuğa verilen ad.
-
Baby. infant. infantile. dolly. baby. infant. babe. doll. cookie. cooky.
-
Baby. infant. infantile. dolly. babe. doll. cookie. cooky. babunbaby.
-
Baby. doll. babe. child. dolly. infant.
-
baby
-
İleri sürülerek savunulan düşünce, iddia, dava, tez
Örnek:
Eleştiricilerimiz nasıl olur da böyle bir savda bulunabilirler? N. Cumalı
-
Tanıtlanması gereken önerme, tez.
-
Haber, söz.
-
Atasözü.
-
Yargılama sırasında, duruşmada iki yanın karşılıklı olarak bildirdikleri sözlü ya da yazılı istemler.
-
Söz, haber, dedikodu.
-
İleri sürülerek savunulan düşünce.
-
Sağlam.
-
Şöhret, ün.
-
Allegation. proposition. theorem. thesis. claim. assertion. allegation tez. iddia. word. proverb.
-
Thesis. word. saying. claim. assertion. indictment. allegation. charge. proposition. contention. means of evidence.
-
Staff Assistance Visit.
-
Backup file / Configuration / Saved game situation. saveloy, a type of sausage.
-
Prétention, allegation, assertion
-
Allégation, prétention
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|