|
gemi
-
Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.
-
Ship. boat. craft. vessel. bark. keel.
-
Ship. boat. craft. vessel. bark. keel. hijacker. sail.
-
Boat. ship. vessel. to advance money on bottomry. to borrow / to raise / to take money on bottomry. craft. keel. merchant vessel. net personality.
-
afloat
-
Over, whereon
-
on
-
Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan
Örnek:
Zekâsının işlek, hatasız ve çok üstün olduğunu bir daha anlıyorum. R. H. Karay
-
Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik
Örnek:
El elden üstündür ta arşa kadar. Atasözü
-
Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha.
-
Ascendant. ascendent. choice. distingue. excellent. extra. golden. high. pre-eminencent. predominant. preponderant. super. super-duty. superior. transcendent. unsurpassed. up. hyper-. super-. supra-. above. atop. atop of. over.
-
Dominant. excellent. paramount. predominant. preeminent. supreme. transcendent. superior. above.
-
unsurpassed.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|