Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > gem vurmak nedir, gem vurmak ne demek (gem vurmak nnd)

gem vurmak nedir, gem vurmak ne demek?

gem vurmak

  1. Hayvanın ağzına gem takmak.
  2. (en) Fit the bit, curb, rein back, bridle.

gem   US UK (nedir ne demek)

  1. Atı yönlendirmek için ağzına takılan demir araç
    Örnek: Kadın dizginleri çekmek istedi, fakat hırçın hayvan sert bir boyun hareketi ile gemini kurtardı. H. Taner
  2. (en) Anything of small size, or expressed within brief limits, which is regarded as a gem on account of its beauty or value, as a small picture, a verse of poetry, a witty or wise saying.
  3. (en) To put forth in the form of buds.
  4. (en) To adorn with gems or precious stones.
  5. (en) Mortgage in which annual increases in monthly payments are used to reduce outstanding principal and to shorten the term of the loan.
  6. (en) Gateway to Educational Materials A consortium of stakeholders interested in providing a set of standards and technical mechanisms for efficient, simple access to education materials on the Internet Also used to denote the GEM Standard and its accompanying controlled vocabularies.
  7. (en) Commonly a mineral or organic substance that is cut and polished and used as an ornament Jade comes within the broad scope of the tern gem The qualities sought in gems are beauty, rarity, and durability The unit of weight used for gems is the metric carat Gems are usually cut to bring out their colour and brilliance and to remove flaws Jade, which is the main subject of this web site is not a precious stone but a semiprecious stone.
  8. (en) Globus Executable Management.
  9. (en) Crystal that is precious usually due to a combination of its colour, transparency, lustre, hardness and rarity Gems are usually cut in such a way as to maximise the reflection of light within them, and so make them 'sparkle'.
  10. (en) Gateway to Educational Materialshttp://www thegateway org/.
  11. (en) Applied to an Uncirculated or Proof coin, denotes 'flawless' and suggest 'high aesthetic quality.
  12. (en) Digital Research's Graphics Environment Manager.
  13. (en) Muffin; hence, Gem pan: muffin pan.
  14. (en) Cut and polished stone of beauty, durability and rarity.
  15. (en) Cut and polished precious stone or pearl fine enough for use in jewelry.
  16. (en) Growing Equity Mortgage.
  17. (en) Muffin.
  18. (en) Keshav's daughter.
  19. (en) Item collected to score points within the simulation.
  20. (en) To embellish or adorn, as with gems; as, a foliage gemmed with dewdrops.
  21. (en) Art highly prized for its beauty or perfection a crystalline rock that can be cut and polished for jewelry; 'he had the gem set in a ring for his wife'; 'she had jewels made of all the rarest stones'.
  22. (en) Bit of a bridle.
  23. (en) Crystalline rock that can be cut and polished for jewelry; 'he had the gem set in a ring for his wife'; 'she had jewels made of all the rarest stones'.
  24. (en) Art highly prized for its beauty or perfection.
  25. (en) Person who is a brilliant and precious as a piece of jewelry.
  26. (en) Sweet quick bread baked in a cup-shaped pan.
  27. (en) Precious or semiprecious stone incorporated into a piece of jewelry.
  28. (en) Goddard Earth Model.
  29. (en) An exceptionally beautiful and well struck coin.
  30. (en) Non-Standard grading term used to describe a flawless coin struck from dies used for normal circulation coinage.
  31. (en) Generic term used for an excellent coin.
  32. (en) Gender Equality Mainstreaming.
  33. (en) Attractive minerals used as jewellery A diamond free of flaws, as far as can be determined by a trained observer with the aid of a 10-power magnifying glass, and having a colour and other characteristics that do not deleteriously affect its value for use as a faceted ornamental diamond;.
  34. (med, ming) kıymetli taş, cevher
  35. Cevher gibi kıymetli ve güzel şey
  36. Hafif bir çeşit pasta
  37. Kıymetli taşlarla süslemek, tezyin etmek.
  38. Taşlarla süslemek

vurmak (nedir ne demek)

  1. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak.
  2. Ses çıkarmak için, bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak
    Örnek: Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor. R. H. Karay
  3. Etkisi bir yere kadar uzanmak, sokulmak, girmek, duyulmak, yansımak, aksetmek
    Örnek: Yıkık damından içeriye parça parça güneş vurur. R. H. Karay
  4. Hızla değmek, çarpmak.
  5. Sürmek.
  6. Takmak, koymak
    Örnek: Seni buradan ellerine kelepçe, ayaklarına zincir vurup öyle götürecekler! Y. K. Karaosmanoğlu
  7. Bağlama, ilişkilendirmek
    Örnek: Bohçacı ve yazmacı kadınların tuhaflığına vurarak etrafını alırlar. R. H. Karay
  8. Olduğundan başka biçimde görünmek.
  9. (en) Putt.
  10. (en) Beat down.
  11. (en) Grass.
  12. (en) Pip.
  13. (en) Percuss.
  14. (en) Chime.
  15. (en) Bat.
  16. (en) Bang.
  17. (en) Beat.
  18. (en) Bruise.
  19. (en) Bust.
  20. (en) Catapult.
  21. (en) Catch.
  22. (en) Clap.
  23. (en) Clip.
  24. (en) Clout.
  25. (en) Dash.
  26. (en) Deal.
  27. (en) İmpinge.
  28. (en) İnflict.
  29. (en) Kayo.
  30. (en) Knock.
  31. (en) Land.
  32. (en) Lay out.
  33. (en) Lay to.
  34. (en) Lodge.
  35. (en) Mall.
  36. (en) Nail.
  37. (en) Pack.
  38. (en) Plant.
  39. (en) Plonk.
  40. (en) Plug.
  41. (en) Plunk.
  42. (en) Pound.
  43. (en) Pummel.
  44. (en) Punch.
  45. (en) Shoot.
  46. (en) Shoot off.
  47. (en) Slog.
  48. (en) Smash.
  49. (en) Birch.
  50. (en) Buffet.
  51. (en) Bump.
  52. (en) Crack.
  53. (en) Drive.
  54. (en) Fell.
  55. (en) Flap.
  56. (en) Slap.
  57. (en) Smite.
  58. (en) Strike.
  59. (en) To hit.
  60. (en) To strike.
  61. (en) To bash.
  62. (en) To dash.
  63. (en) To bump.
  64. (en) To knock.
  65. (en) To bang.
  66. (en) To slap.
  67. (en) To clip.
  68. (en) To clout.
  69. (en) To deal sb/sth a blow.
  70. (en) To shoot.
  71. (en) To shoot dead.
  72. (en) To wound.
  73. (en) To be reflected.
  74. (en) To feign.
  75. (en) To pretend to be.
  76. (en) To fake.
  77. (en) To hurt deeply.
  78. (en) To make ill.
  79. (en) To put (on one's.
  80. (en) To hit and kill.
  81. (en) Shoot dead.
  82. (en) To apply.
  83. (en) To knock on.
  84. (en) To tap on.
  85. (en) To stab.
  86. (en) To kill.
  87. (en) To hunt.
  88. (en) To pinch.
  89. (en) To chafe / to blister one's foot.
  90. (en) To blight a crop.
  91. (en) To slam.
  92. (en) To blow.
  93. (en) To lash.
  94. (en) To splash.
  95. (en) To sh.

hayva (nedir ne demek)

  1. Bk.Hayva demiri

takmak (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek
    Örnek: Gözlüğünü takıp masaya eğildi. R. H. Karay
  2. Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek.
  3. Ad, lakap koymak
    Örnek: Ona bu adı kim takmıştır, ne zaman takmıştır, bilemiyor. H. Taner
  4. Kuşanmak.
  5. Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek
    Örnek: Arabaya hafiye kıyafetinde polis memurları da takıyorlar. Y. Z. Ortaç
  6. Biriyle olumsuz olarak uğraşmak.
  7. Borç bırakmak
    Örnek: Bu eve asilzadelerin biri girip öteki giderdi. Giden kirayı takar, gelen ortalığı kasıp kavururdu. P. Safa
  8. Önemsemek, önem vermek, tınmak.
  9. (en) Fixate.
  10. (en) To attach.
  11. (en) To affix.
  12. (en) To pin sth to.
  13. (en) To hang sth on.
  14. (en) To pick on.
  15. (en) To single sb out for harassment.
  16. (en) To nickname.
  17. (en) To do or diddle sb out of a certain amount of money.
  18. (en) Give a damn.
  19. (en) Thread.
  20. (en) Stock.
  21. (en) Mount.
  22. (en) Affix.
  23. (en) Attach.
  24. (en) Stick.
  25. (en) Hook.
  26. (en) Wear.
  27. (en) Bother.
  28. (en) Hang.
  29. (en) Hang on.
  30. (en) Hitch.
  31. (en) İnfix.
  32. (en) Snag.
  33. (en) To fasten.
  34. (en) To hitch.
  35. (en) To set.
  36. (en) To put on.
  37. (en) To wear.
  38. (en) To put sth on.
  39. (en) To give.
  40. (en) To incur.
  41. (en) Not to pay.
  42. (en) To have it in for sb.
  43. (en) To have a down on.
  44. (en) To make a dead set at.
  45. (en) To care.
  46. (en) To give a damn/shit.
  47. (en) To give as a present.
  48. (en) To fail.
  49. (en) To flunk.
  50. (en) To couple.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011