|
gece bekçisi
-
Geceleyin iş yerlerini veya kuruluşları bekleyen kimse
Örnek:
Gece bekçisi Selim üst katta uyanıp alt kata seslendi. M. Ş. Esendal
-
Bk. yatakçı.
-
Night porter / watchman. night watchman. sereno.
-
Sancak beyleri ve beylerbeyi tarafından geceleyin çarşıları beklemekle görevlendirilen halktan kimse.
-
Sancakbeyleri ya da beylerbeylerince geceleyin çarşıları beklemekle görevlendirilen halktan kimse.
-
Güneş battıktan gün ağarıncaya kadar geçen süre, tün, şeb, gündüz karşıtı
Örnek:
Kel Hasan kumpanyası o gece bir komedi dram oynuyordu. O. C. Kaygılı
-
Bu süre içindeki karanlık.
-
Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleri düzenlenen toplantı
Örnek:
Bütün çalgıları, dansları, şarkıları ve bütün külfetleriyle o geceler geldi çattı. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Vakti, geceleyin.
-
Gece vakti, geceleyin.
-
Nisan ayı başından eylülün otuzuna dek saat 21 den sabahın dördüne ve Ekimin birinden Mart'ın 31'ine dek saat 21 den sabahın altısına dek uzayan zaman süresi.
-
Bir çekimingece çevrildiği ya dagece görünçlüğü olduğunu çevirim senaryosu ve çekim tahtasında belirten terim.
-
Night
-
Nocturnal. at night. in the night. by night. nocturnally. night. noct-.
-
Night. evening.
-
Night-time
-
Nacht
-
Nuit
-
Nocturne
-
Bir şeyi veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse
Örnek:
Karşı odaya bekçi oldun dedi, ilk aylığımı verdiler. S. F. Abasıyanık
-
Güneşin batmasından doğuşuna dek çalışan ve genel kolluk görevlilerine yardımcı, çarşı ve mahallebekçileri yasasının 5. maddelerinde belirtilen durumlarda silâh kullanabilen kişi.
-
Guard. watchman. gatekeeper. warden. care-taker. custodian. keeper. watcher.
-
Guard. keeper. warden. warder.
-
Security guard. night guard. watchman. night watchman. lookout. guardsman. keeper. safekeeper. security man. upholder. warden. warder. watch.
-
Watchman, night watchman
-
Gardien, gardien de nuit
geceleyin (nedir)
-
Gece vakti
Örnek:
Geceleyin bir ses böler uykumu / İçim ürpermeyle dolar, nerdesin? A. K. Tecer
-
At night.
-
By night. at night. during the night. overnight.
-
Kurulma işi, yolu veya tarihi.
-
Topluma hizmet amaç ve göreviyle kurulan her şey, kurum, tesis, müessese.
-
Yapı, yapılış, bünye.
-
Kasılma.
-
Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı.
-
Topluma hizmet amaç ve göreviyle kurulan kurum.
-
Promotional. establishment. foundation. institution. institute. being set-up. set-up. body. concern. enterprise. organ. shop.
-
Corporation. establishment. foundation. institution.
-
Installation. enterprise. establishment. institution. founding. organization. structure. construction. disposition. incorporation.
-
Foundation
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|