|
gece silahlı gündüz külahlı
-
Kimseye sezdirmeden kötü işler yapan kimse.
-
Güneş battıktan gün ağarıncaya kadar geçen süre, tün, şeb, gündüz karşıtı
Örnek:
Kel Hasan kumpanyası o gece bir komedi dram oynuyordu. O. C. Kaygılı
-
Bu süre içindeki karanlık.
-
Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleri düzenlenen toplantı
Örnek:
Bütün çalgıları, dansları, şarkıları ve bütün külfetleriyle o geceler geldi çattı. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Vakti, geceleyin.
-
Gece vakti, geceleyin.
-
Nisan ayı başından eylülün otuzuna dek saat 21 den sabahın dördüne ve Ekimin birinden Mart'ın 31'ine dek saat 21 den sabahın altısına dek uzayan zaman süresi.
-
Bir çekimingece çevrildiği ya dagece görünçlüğü olduğunu çevirim senaryosu ve çekim tahtasında belirten terim.
-
night
-
Nocturnal. at night. in the night. by night. nocturnally. night. noct-.
-
Night. evening.
-
night-time
-
Nacht
-
nuit
-
nocturne
-
Silahı olan.
-
Armor clad.
-
armed.
-
Armed, in arms
-
Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü, gece karşıtı.
-
vaktinde.
-
Gündüz vaktinde.
-
Çekimingündüz gerçekleştirildiğini ya dagündüz görünçlüğü olduğunu belirtmek üzere oyunlukta ve çekim tahtasında yer alan sözcük.
-
Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü.
-
day
-
Daytime. daylight. day.
-
Day. daylight. daytime.
-
Daytime. by-day. in the daytime. in / by daylight. day time.
-
Tag
-
jour
-
Külahı olan.
-
Koni biçiminde tavanı olan.
-
İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, fena, iyi karşıtı.
-
Zararlı, tehlikeli.
-
Korku, endişe veren
Örnek:
Yabancının bu kötü kasdına yalnız azmimizle karşı koyduk. R. E. Ünaydın
-
Hoşa gitmeyen.
-
Kaba ve kırıcı
-
Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.
-
İyi, gerekli niteliklere sahip olmayan (kimse).
-
İstenilmeyen, gereksiz davranışları olan veya bu davranışlara eğilimli olan (kimse).
-
İyinin karşıtı olan. 1- Değersiz bulmanın, kınamanın, ayıplamanın konusu olan her şey; istencin yasaya uygun bir biçimde karşı gelmeye ve elinden geldiğince değiştirmeye hakkı olduğu her şey. 2- Ahlâk değerlerine ve törel istence karşı olan her şey. Bu anlamda: a. Düzen bozucu ve yıkıcı olarak beliren şeyler, b. Olumsuzluk ve yadsıma ilkesi olarak beliren şeyler.
-
Bad. ill. evil. wicked. horrible. black. chintzy. dark. devilish. dread. dreadfull. feeble. fierce. grotty. harmful. haunted. hedge. hellish. horrid. indifferent. iniquitous. lousy. malign. miscreant. nasty. nefarious. obnoxious. off. offensive. poor.
-
Amiss. bad. beastly. bitter. black. corrupt. deep. dissolute. dreadful. evil. evildoer. fatal. foul. hopeless. ill. iniquitous. miserable. nasty. nice. obnoxious. off. offensive. pernicious. poisonous. poor. reprobate. rotten. seamy. sinful. sinister. ugly. unfavourable. unwell. wicked. worthless. wretched. wrong.
-
Bad. evil. wicked. poor in quality. deleterious. disgusting. egregious. foul. graceless. grotty. hard. horrid. ill. iniquitous. lousy. maleficent. malign. malignant. manky. naughty. nefarious. pernicious. satanic. shady. squalid. unholy. unsavory. venomou.
-
Evil, wrong
-
mal
-
Nicem düzeneğinde, bir yöneye uygulanınca başka bir yöney veren matematiksel nesne.
-
operator
-
opérateur
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|