|
geçici akarsu
-
Kurak bölgelerde görülen, yatağında çok kez su bulunmayan, ancak yeğin sağanaklardan sonra bol su ve çamur taşıyan yataklar.
-
Wadi
-
Wadi
-
Oued "cours d'eau occasionel
-
Çok sürmeyen
Örnek:
Bunu evvela gençliğe mahsus geçici bir heves zannettim. P. Safa
-
Kısa ve belli bir süre için olan, muvakkat, palyatif, kalıcı karşıtı
Örnek:
Eğer yazmaktan para ve ün gibi iki geçici kıymet ve zevk elde edemezsem acaba yazı yazar mıydım? H. E. Adıvar
-
Bulaşan, bulaşıcı.
-
Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu
Örnek:
Onları sokakta gördüğünüz zaman adi bir geçiciden farklı bulmazsınız, sanırsınız ki bir yazıcı ticarethanesine gidiyor. C. Şehabettin
-
Muvakkat. ~ yazım:muvakkat tescîl.
-
Interlocutory. temporary. transient. provisional. pro forma. ad interim. band-aid. casual. curable. deciduous. ephemeral. extrinsic. fading. flying. fortuitous. fugacious. fugitive. impermanent. interim. jury. makeshift. momentary. palliative. passin.
-
Ephemeral. fugitive. interim. makeshift. momentary. passing. provisional. temporal. temporary. transient. transitory. short-lived. contagious. infectious.
-
Provisional. temporary. interim. tentative. ad hoc. momentary. transient. migrant. migratory. passing. infectious. fugacious. instant. occasional. ephemeral. fleeting. fortuitous. fugitive. impermanent. interlocutory. picknicky. provisory. temporal. trans.
-
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su.
-
Tek sıra elmastan gerdanlık.
-
Kesintisi olmayan, aralıksız.
-
En yüksek dereden, anaırmağa değin belirli bir yatak içinde ve eğim boyunca sürekli ya da dönemli olarak akan sular.
-
1. Yeryüzünde ve yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. 2. Tek sıra elmastan veya inciden gerdanlık. 3. mec. Kesintisi olmayan, aralıksız. 4. Güler yüzlü, güleç.
-
Stream. tributary. river.
-
River. stream. diamond necklace. running water. watercourse.
-
Running water
-
Eau couran
-
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret.
-
Kiraya verilerek gelir getiren taşınmaz mal.
-
Bk. kene
-
Bk. gelirli taşınmaz mal
-
Running. landed property. real estate. real property.
-
Running. flowing. liquid. real estate.
-
Real estate
-
Koyun, köpek, at vb. hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan, bulaşıcı hastalıklara sebep olan böceklerin genel adı, sakırga.
-
Eklem bacaklı hayvanlardan, örümceğimsiler (Arachnoidea) sınıfının,keneler (Acarina) takımından, erginleri koyun, köpek vb. üzerinde, kan emerek asalak yaşayan, 4 mm. kadar boyda olan dişisi kan emdikten sonra 12 mm. kadar şişebilen, gözleri bulunmayan bir tür. Akar.
-
İnsan ve hayvanlara saldırarak, kan emici, ağılayıcı, sokup sömürücü özelliklerinden başka, çeşitli hastalıklar bulaştırmasıyle de suçlu görülen örümceğimsi eklembacaklıların genel adı; sakırga, kırışak, yavsı.
-
Tick. wood tick. acarid. hawk moth.
-
Mite. tick. acarid.
-
Blood sucking insect like tick. mite.
-
Tick
-
Zecke
-
Tique
-
Ixodes ricinus
-
Yağışsız (hava, mevsim, yıl).
-
Nem tutmayan, çabuk kuruyuveren, çorak (toprak)
Örnek:
Bulunduğu toprağın ve yerin sulak, kurak, sıcak ve soğuk olmasına göre gelişir. B. Felek
-
Dry. arid. thirsty. rainless. droughty.
-
Arid. dry.
-
Dry. rainless.
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|