Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > geçici güvence belgesi nedir, geçici güvence belgesi ne demek, geçici güvence belgesiin anlamı, ingilizcesi (geçici güvence belgesi nnd)

geçici güvence belgesi nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






geçici güvence belgesi

  1. Asıl güvence belgesi düzenleninceye kadar geçerli olmak ve güvencenin yapıldığını göstermek üzere verilen belge.
  2. (en) binder
  3. (fr) Traité provisoire

geçici (nedir ne demek)

  1. Çok sürmeyen
    Örnek: Bunu evvela gençliğe mahsus geçici bir heves zannettim. P. Safa
  2. Kısa ve belli bir süre için olan, muvakkat, palyatif, kalıcı karşıtı
    Örnek: Eğer yazmaktan para ve ün gibi iki geçici kıymet ve zevk elde edemezsem acaba yazı yazar mıydım? H. E. Adıvar
  3. Bulaşan, bulaşıcı.
  4. Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu
    Örnek: Onları sokakta gördüğünüz zaman adi bir geçiciden farklı bulmazsınız, sanırsınız ki bir yazıcı ticarethanesine gidiyor. C. Şehabettin
  5. Muvakkat. ~ yazım:muvakkat tescîl.
  6. (en) İnterlocutory. temporary. transient. provisional. pro forma. ad interim. band-aid. casual. curable. deciduous. ephemeral. extrinsic. fading. flying. fortuitous. fugacious. fugitive. impermanent. interim. jury. makeshift. momentary. palliative. passin.
  7. (en) Ephemeral. fugitive. interim. makeshift. momentary. passing. provisional. temporal. temporary. transient. transitory. short-lived. contagious. infectious.
  8. (en) Provisional. temporary. interim. tentative. ad hoc. momentary. transient. migrant. migratory. passing. infectious. fugacious. instant. occasional. ephemeral. fleeting. fortuitous. fugitive. impermanent. interlocutory. picknicky. provisory. temporal. trans.

güvence (nedir ne demek)

  1. Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması, inanca, teminat, garanti.
  2. Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey.
  3. Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz, teminat.
  4. Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi.
  5. Bk. kefalet
  6. Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde, kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç.
  7. Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde, kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç.
  8. (en) Reassurance. guarantee. guaranty. assurance. security. indemnification. indemnity. surety.
  9. (en) Assurance. guarantee. guaranty. pledge. security. surety. to have confidence.
  10. (en) Assurance. guarantee.
  11. (en) fuse
  12. (en) Guarantee, assurance, cover
  13. (al) Sicherung, Stromsicherung
  14. (fr) Coupe -circuit

kefalet (nedir ne demek)

  1. Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu, kefillik
    Örnek: O zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalınmış. A. Ş. Hisar
  2. Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi.
  3. Bk. borçlancılık
  4. (en) Bail. security. suretyship. guarantee. bailment. caution. caution money. guaranty. indemnification. recognizance. sponsion. warranty.
  5. (en) Bail. guaranty. security. surety.
  6. (en) Bail. caution. civil bail. bailment. caution money. security. suretyship. going bail for. surety bond. surety. accessory contract. bill guarantee. cautio. cautionary. guaranty. indemnity. pawn. security bond. sponsorship.
  7. (en) surety

belge (nedir ne demek)

  1. Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb. vesika, doküman
    Örnek: Mahkemenin elinde bu iddiaları yalanlayacak bir belge yoktu. T. Buğra
  2. Bir olguyu ya da bir savın doğruluğunu gösteren, basılı da olabilen kanıtlayıcı gereç.
  3. Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb. vesika, doküman.
  4. (en) Document. certificate. voucher. brief. card. deed. instrument. letter. muniment. note. present. record. reference. sheepskin.
  5. (en) Certificate. document. voucher.
  6. (en) Certificate. document. deed. record. voucher. voucher copy. instrument. paper. process. proof. testimonial.
  7. (en) document

asıl (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı.
  2. Kök, köken, kaynak.
  3. Gerçeklik, esas, hakikat.
  4. Soy, nesep
    Örnek: İnsan dedi, aslını unutmamalıdır. S. F. Abasıyanık
  5. Gerçek
    Örnek: Genç kızın bıraktığı mektup asıl sebebi meydana çıkarmıştı. R. N. Güntekin
  6. Bir şeyin temelini oluşturan, ana.
  7. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan.
  8. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı.
  9. Yeniçeri ocağından olanların ulufelerini gösteren defterin özgün nüshası.
  10. (en) True. real. original. actual. main. elementary. principal. cardinal. master. authentic. central. in chief. intrinsic. pivotal. virtual. principally. original. origin. origination. extraction. foundation. gist. groundwork. provenance. root-stock. foun.
  11. (en) Actual. essence. fountain. main. master. original. parentage. seed. virtual. foundation. base. reality. truth. origin. source. the original. real. true. genuine. essential. principal. primary. actually.
  12. (en) Actual. origin. original (copy. original. essence of a thing. essential. real.
  13. (en) True. fundamental. family stock. capital stock. institutional copy. derivation. descent. essence. germ. original copy. pivotal. premier. prime. principal. source. stuff.
  14. (en) asylum.

kadar(nedir ne demek)

  1. Ölçüsünde, derecesinde
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır, ama dalgıçlık kadar da genç işidir. S. F. Abasıyanık
  2. Büyüklüğünde, genişliğinde.
  3. Dek, değin
  4. Gibi
  5. Denli
  6. Süre belirten bir söz
  7. Miktarda, derecede
  8. Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten bir söz
  9. (en) As. as much as. as far as. so. as much as. up to. until. till. inasmuch as. so long as. until. till. pending.
  10. (en) As. as. as big as. as much as. until. till. by. up to. to. as far as. about. or so. something like. amount. degre.
  11. (en) As much as. as many as. up to. by. so.
  12. (en) Prep. by

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük