|
geçi kabul
-
Ülkeye sokulduğu durumda ya da yapma, onarma gibi bir eyleme bağlı tutulduktan sonra, yeniden yurt dışı edilmek üzere, belli bir erek ve süre için ve giriş vergileri koşula bağlı olarak ödenmeden yurda sokulan mallara uygulanan gümrük yöntemi.
-
Temporay admission
-
Admission temporaire
-
Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kezgeçişi.
-
pass
-
Belirli zamandan sonra olan.
-
Kararlaştırılan, beklenen veya alışılan zamandan sonra, erken karşıtı
Örnek:
Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç / Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç Y. K. Beyatlı
-
kulak asma, önem verme! anlamında kullanılan bir söz: Biz ev yaptırdık ama sen bize bakma; bizim paramız vardı. Geç efendim geç; bu işler sizin gibilerin harcı değil. -N. Kurşunlu.
-
Late. backward. slow. tardy. behind.
-
Behind. behindhand. late. tardy.
-
Late. belated. delayed. behindhand.
-
Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma
Örnek:
Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden. C. S. Tarancı
-
Konukları veya işi olanları yanına, katına alma
-
Sunulan bir şeyi, armağanı alma.
-
Bir öneriyi uygun bulma, onaylama.
-
Bir yere alınma.
-
Akseptans.
-
Bir poliçenin, adına çekilen kişi tarafından imzalanarak, borcun ödeneceğinin onaylanması.
-
Bir bankanın kendi üzerine çekilen poliçeye "kabul edilmiştir" şerhini koyması.
-
Acceptance. acknowledgement. acceptation. approval. admission. o.k. assent. receiving. reception. admittance. concession. drawing room. recognition.
-
Acceptance. admission. admittance. okay. reception. recognition. sanction. assent. acquiescence. approval. ok. okay!. all right!. agreed!. done.
-
The capital and largest city of Afghanistan; located in eastern Afghanistan.
-
acknowledgment.
-
acceptance
-
Acceptation
-
Agreed!, done!, bargain: it's a bargain!, thumb: thumbs up!
-
Acceptation
-
Afganistan'Da Kâbil şehri.
-
kabil
-
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
Örnek:
Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
-
Duruş biçimi, konum.
-
Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
-
İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
-
Bkz. hal.
-
Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
-
Condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.
-
Capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.
-
Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
-
State. condition. situation. circumstances. status.
-
score
-
Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
-
Durum, durum buğdayı, bir buğday türü
yapma(nedir ne demek)
-
Karşısındakini, ilgilendiği işten alıkoymak için söylenir.
-
Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni, sahici karşıtı
Örnek:
Eliyle bahçenin dökme taştan yapma mağaralarından birini göstererek... Y. K. Karaosmanoğlu
-
İçten olmayan, içten gelmeyerek yapılan, yapmacık
Örnek:
Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi. H. Taner
-
Yapmak işi.
-
Bk. yapım
-
Artificial. dummy. imitated. postiche. sham. spurious. accomplishment. acquittal. construction. execution. exercise. fulfillment. fulfilment. implement. making. pursuance.
-
Achievement. discharge. erection. execution. fabrication. false. foundation. fulfilment. imitation. observance. performance. transaction. made. done. artificial. sham. pretented. doing. making. building. bogus. affected. mannered.
-
Doing. making. mock. artificial imitation. affected. feigned. artificial. factitious. fulfilment. knock it off. manufacture. nark it. performance. rendering. sack. spurious. fulfillment.
-
perpetration
-
[yapma] adj. artificial, dummy, imitated, postiche, sham, spurious
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|