|
gaga izi
-
Peck
-
Genellikle kuşlarda ağzın bir uzantısı durumunda olan, biçim ve büyüklüğü değişik, boynuz yapısında, katı ve çıkıntılı organ
Örnek:
... ak güvercin sekinin üstündeki leğene başını sokup gagasını suya değdirir değdirmez insan suretine giriveriyor. N. Araz
-
Ağız.
-
Kuşların keratinden oluşan, şekli, büyüklüğü, rengi türlere göre değişen bir ağız uzantısı.
-
Rostrate. bill. beak. nib. rostrum. trap.
-
Beak. bill. mouth.
-
Beak. bill.
-
Mentally or physically infirm with age; 'his mother was doddering and frail'. marked by foolish or unreasoning fondness; 'she was crazy about him'; 'gaga over the rock group's new album'; 'he was infatuated with her'.
-
Crazy.
-
Beak
-
Bec
-
S, argo budala, deli go gaga over (bir şey için) deli olmak
-
S. bunak, moruk, aptal, deli
-
Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet, emare
Örnek:
Nihayet bir dönemeçte izlerin sahibini gördüm. S. F. Abasıyanık
-
Bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti
Örnek:
Yüzünde birtakım diş ve tırnak izleri vardı. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bir olay veya bir durumdan geride kalan belirti, ipucu, emare.
-
Bir olay, bir durum veya yaşayıştan geride kalan belirti, eser.
-
Bir düzlemin başka bir düzlemle veya bir doğru ile kesişmesinden doğan ara kesit.
-
Track. footprint. mark. trace. sign. scar. taint. birthmark. chip. clew. clue. dint. evidence. ghost. hint. impress. impression. inkling. odor. odour. print. ray. shadow. smack. stamp. stigma. streak. suggestion. suspicion. tincture. tinge. touch. tr.
-
Chip. footing. imprint. indication. mark. pockmark. print. shadow. smell. spark. stamp. strain. suggestion. token. trace. track. trail. vestige. trace. trail. print.
-
Trace. track. trail. clue. mark. footprint. evidence. dash. ghost. impress. shadow. sign. strain. suspicion. tail. taint. touch. tracing. vestige.
-
2-letter shorthand for Iraq. 3rd person singular form of the verb 'to be'.
-
I. kilenin dörtte biri miktarında bir hacim ölçü birimi, 0,009 metre küp; kayda değer miktar, büyük bir miktar.
-
F., i. gagalamak; gaga ile vurarak delik açmak; gaga ile toplamak; sivri uçlu bir şey ile çabuk çabuk vurmak; i. gagalama; sivri uçlu bir şey ile vuruş. peck at kuş gibi az yemek. pecking order üstün asta hükmettiği ast-üst düzeni.
-
F. gagalamak, azar azar yemek, sivri bir şeyle vurmak
genellikle (nedir)
-
Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle.
-
Generally. usually. normally. in general. on the whole. largely. at large. as a general rule. as a rule. by and large. exoterically. for the most part. ordinarily.
-
Commonly. generally. ordinarily. usually. in general. mostly. as a rule. more often than not umumiyetle.
-
Usually. in general. persuasive advertising. by and large. authorized capital. generally. generally speaking. mostly. normally. ordinarily. for the most part. passenger service agent. principally. quick fix. widely.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|