|
gag yaratmak
-
Sahnede, doğaçlamaya giderek seyirciyi güldürmek ya da hazırcevap olmak.
-
To gag
-
Faire un gag
-
Bir skeçte, revüde ya da bir eğlence gösterisinde herkesin gülebileceği bir nükteyi kapsayan sözler ya da durumlar.
-
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Atölyesi tarafından çıkarılan mizah dergisi ve bu derginin web sitesi.
-
Bk. gülüt
-
Something which is placed in or over the mouth in order to prevent speech or other noise; joke.
-
Susturmak için ağıza sokulan tıkaç veya ağzı açık tutmak için ağıza sokulan alet.
-
Sahnede oyuncu tarafından uydurulup ilave edilen şaka.
-
Söyletmemek amacıyla lafı ağzını tıkamak, bu şekilde bir haberin yayılmasına engel olmak ve kişiyi susturmak.
-
F. ağzını tıkamak, susturmak, kusturmak, kusacak gibi olmak, öğürmek, komiklik yapmak, espri yapmak
-
Skeç, revü, eğlence gösterisi vb.ne eklenen beklenmedik, gülünç sözler veya durumlar.
-
Bir skece, revüye, ya da bir eğlence gösterisine eklenen gülünçlü sözler yada durumlar.
-
Asıl oyunlukta yer almayan, oyuncular tarafından doğaçlamayla yaratılan ya da bu işle görevligülütçü tarafından oyunluğun incelenmesiyle bulunan, bir görünçlüğe canlılık, neşe katan, beklenmedik gülünç durumlar.
-
Gog
-
Komischer Einfall, "Gag"
-
"gag"
-
Gag
yaratmak (nedir)
-
Allah, olmayan bir şeyi var etmek
Örnek:
Allah, mutlaka dünyayı kullarına sevdirmek için baharı yaratmış olacaktı! Ö. Seyfettin
-
Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak
Örnek:
Bir cazibe yaratmak için ne yapmalı diye düşünüyorduk. F. R. Atay
-
Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak.
-
Beget. call into being. compose. conceive. create. father. incur. originate. procreate.
-
Create. to create. to give existence to.
-
Create.
-
İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer.
-
Görüntü.
-
Gösteri sergilenen eğlence yeri veya tiyatro
-
Tanık olunan, gözlenen olay
Örnek:
Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm. A. Gündüz
-
Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı.
-
Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri.
-
1. Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerinin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim. 2- Bir tiyatro yapısında oyuncuların oynamaları için özel olarak yapılmış ve genellikle yükseltilmiş oylum ya da alan.
-
Bk. ayrım
-
Bk. görünçlük
-
Scenic. stage. set. scene. setting. site. arena. boards.
-
Act. bandstand. boards. scene. stage. theatre. tiy.
-
Scene. stage. setting. the boards. dais.
-
Cream.
-
1. scene, french scene, 2. stage
-
Scène
-
Yavaş yavaş, derece derece, gittikçe, tedricî olarak, tedricen.
-
Ever. increasingly.
-
To remove. make disappear. cause to cease. gradually. slowly. step by step. by degrees.
-
Gradually.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|