Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > güzel ama ifadesiz yüzlü kimse nedir, güzel ama ifadesiz yüzlü kimse ne demek, güzel ama ifadesiz yüzlü kimsenin anlamı, ingilizcesi (güzel ama ifadesiz yüzlü kimse nnd)

güzel ama ifadesiz yüzlü kimse nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.





güzel ama ifadesiz yüzlü kimse

  1. (en) Wax doll

güzel (nedir)

  1. Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı.
  2. İyi, hoş
    Örnek: Güzel şey canım, milletvekili olmak! Ç. Altan
  3. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran.
  4. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran.
  5. Görgü kurallarına uygun olan.
  6. Sakin, hoş (hava).
  7. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı.
  8. Pek iyi, doğru.
  9. Hoşa giden, hayranlık uyandıran, beğenilen.
  10. (en) Beautiful. pretty. nice. good-looking. shapely. handsome. fair. appealing. fine. lovely. pleasant. beauteous. bonny. comely. ducky. goluptious. good. goodly. nifty. personable. plummy. sapid. sightly. smart. sweet. swell. well. well-favored. well-fav.
  11. (en) Beautiful. pretty. nice. good-looking. shapely. handsome. fair. appealing. fine. lovely. pleasant. beauteous. bonny. comely. ducky. goluptious. good. goodly. nifty. personable. plummy. sapid. sightly. smart. sweet. swell. well. well-favored. well-fav. attractive. bracing. cherub. dreamy. elegant. enjoyable. gallant. glorious. graceful. grand. princely. stunning. winsome.
  12. (en) Beautiful. fine. good. excellent. a beauty. bonny. enchanting. favo u rable. to have a well-proportioned form. gallant. glad. goodly. jolly. lovely. picturesque. pleasant. pretty. sweet. well. wonderful.

ama (nedir)

  1. Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma
    Örnek: Para kazanmayı hiç sevmiyordu ama hesapsız harcamaya bayılıyordu. N. Cumalı
  2. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz
    Örnek: İnanmam ama fırsat bulursam, baktırmadan da yapamam. K. Tahir
  3. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz
    Örnek: Gerçi Miralay bey bu suretle tekrar hatıralarına dalıp derdini unutur ama onu gece yarılarına kadar dinlemek fedakârlığı da yine bize düşer. H. Taner
  4. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz.
  5. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz
    Örnek: Gerçi, vekillerden bazıları yerli yerinde duruyordu ama! Y. K. Karaosmanoğlu
  6. Görme engelli.
  7. Bk. kör
  8. (en) But. only. however. if. yet.
  9. (en) But. yet. still. above all. a blind man. sightless.
  10. (en) American Medical Association.
  11. (en) The American Medical Association.
  12. (en) American Management Association.
  13. (en) Association of Metropolitan Authorities.
  14. (en) American Motorcyclist Association.
  15. (en) Against Medical Advice. abbr Automatic Messaging Account.
  16. (en) Against medical advice, notation made in the record of a patient who leaves an inpatient setting against the physician's advice.
  17. (en) Automatic Message Accounting.
  18. (en) The Academy Of Model Aeronautics The official national body for model aviation in the United States AMA sanctions more than a thousand model competitions throughout the country each year, and certifies official model flying records on a national and international level. Association of Metropolitan Authorities.
  19. (en) Academy of Model Aeronautics This is the largest formal association of model aircraft builders in the U S The AMA promotes model aviation in a variety of ways.
  20. (en) The Academy Of Model Aeronautics The official national body for model aviation in the United States AMA sanctions more than a thousand model competitions throughout the country each year, and certifies official model flying records on a national and international level.
  21. (en) Automatic Message Accounting. aquaculture management area.
  22. (en) Automatic Message Accounting See Call Detail Record.
  23. (en) Actuator Mechanism Assembly.

kör (nedir)

  1. Görme engelli
    Örnek: Körü körüne duygululuk sanatçıyı da, körün değneğiyle yolunu araması gibi zavallı duruma düşürür. N. Cumalı
  2. Keskinliği yeterli olmayan.
  3. Az aydınlık veren
  4. Kötü
  5. Arkası tıkalı olan veya işlek olmayan.
  6. Olguları sezme ve kavrama yetisi, dikkati olmayan.
  7. Duyarlığını yitirmiş
  8. Bk. sürme.
  9. Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse.
  10. (en) Blunt
  11. (en) Disused
  12. (en) Blind. sightless. unsighted. unseeing. mole-eyed. obtuse. blind as a bat. stone-blind. blunt. not sharp. dull.
  13. (en) Blind. blunt.
  14. (en) Blind. dull. not sharp. dim. dead-end. unaware of what's happening. blind man. blind person. a blind man. sightless.
  15. (en) Blind

ifadesiz (nedir)

  1. Hiçbir anlamı olmayan, bir şey anlatmayan.
  2. (en) Blank, straight faced, inexpressive, vacant, expressionless, dead pan, sphinxlike, toneless, unmarked, unmeaning, vacuous

yüzlü (nedir)

  1. Yüzü herhangi bir nitelikte olan
    Örnek: Yanında ... kapkara yüzlü, bembeyaz dişli, lakin çırılçıplak olmayan bir de zenci vardı. R. H. Karay
  2. Şımartılmış, yüz bulmuş (kimse).
  3. (en) Faced.

kimse (nedir)

  1. Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi, şahıs, nefer
    Örnek: Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum. N. Cumalı
  2. Olumsuz cümlelerde kişi
  3. (en) Person. one. soul. cad. thing. wallah. wight. somebody. anybody. anyone. someone. one. no one. nobody. no man.
  4. (en) Any. anybody. party. people. person. sort. soul. someone. somebody. anyone. nobody. no one.
  5. (en) Someone. somebody. anyone. anybody. nobody. no one. anybody anyone. individual. soul. wight.

wax doll (nedir)

  1. I. mum bebek, güzel ama ifadesiz yüzlü kimse

wax (nedir)

  1. F. k.dili. plak yapmak, plak doldurmak.
  2. I., f. mum, balmumu; balmumuna benzer herhangi bir madde; parafin; kırmızı balmumu; kulak kiri; bot. bitkilerin ifraz ettiği balmumuna benzer madde; kunduracı zifti veya mumu; cilâ; f. üstüne balmumu sürmek, mumlamak; cilâlamak. wax bean sarı kabuklu fasulye, bot. Phaseolus vulgaris. wax candle mum. wax end, waxed end mumlanmış veya ziftli ayakkabıcı sicimi. wax flower, wax plant balmumu çiçeği, bot. Hoya carnosa. wax myrtle mum ağacı, bot. Myrica cerifera. wax palm mum hurma ağacı, bot. Ceroxylon andicola. wax paper yağlı kâğıt. wax'en s. mum gibi; mumdan yapılmış; soluk, saz benizli. wax'y s. mumlu, muma benzer; yapışkan; yumuşak ve şekillendirilebilir.
  3. I., İng., k.dili. öfke nöbeti. wax'y s. öfkeli.
  4. F. artmak, yükselmek, büyümek, olmak. wax beautiful güzelleşmek. wax eloquent belâgatli konuşmak. wax strong kuvvetlenmek. The moon waxed and the moon waned. Günler geçti.
  5. F. leşmek, balmumu sürmek, mumlamak, cilalamak, ağda yapmak, büyümek, artmak, haline gelmek

doll (nedir)

  1. (i)., (f). oyuncak bebek, kukla; yalnız dış güzelliği olan kadın; güzel ve sevimli çocuk; (f)., k.dili up ile süslemek, süslenmek, şık giyinmek, giydirmek. dollhouse (i). oyuncak bebek evi.
  2. I. oyuncak bebek, kukla, taş bebek, bebek; hizmetçi kadın; güzel ama kafasız kız, güzel kız


Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)