|
gürül gürül akmak
-
Brawl
-
Bol ve gür çıkan ya da akan şeylerin sesini anlatır.
-
To wheel, to trundle, to roll along, to bowl
-
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek
Örnek:
Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış. S. F. Abasıyanık
-
Bu gibi maddeler aşağıya, yere düşmek.
-
Sıvı bir madde bir yerden çıkmak.
-
Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak.
-
Art arda ve toplu olarak gitmek
-
Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak
Örnek:
... çarşafın kumaşı da yer yer akmış, buruşmuştu. R. H. Karay
-
Boya birbirine karışmak.
-
Sürüp gitmek
Örnek:
Nedim divanında bir kaside vardır, müjgân üstüne, hicran üstüne, umman üstüne kafiyeleri ve redifleriyle akar. Y. K. Beyatlı
-
Flow. run. discharge. leak. course. drain. drain away. drain off. fall into. issue. pour. pour out. run down. run out. sluice. stream. well forth. well out. well up.
-
Discharge. drain. exude. glide. pour. stream. trickle. to flow. to drain. to trickle. to leak. to run down. to overflow.
-
Flow. to flow. to leak. to run. to come in great amounts. to wear out and fray. discharge. glide. pour in. run out. stream.
-
I., f. gürültülü munakaşa, ağız dalaşı, kavga; A.B.D., (argo) gürültülü ziyafet; eski bir Fransız halk oyunu; f kavga etmek; patırtı etmek; gürül gürül akmak.
-
F. kavga etmek, tartışmak, gürül gürül akmak
-
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı
Örnek:
Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm. P. Safa
-
Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı
Örnek:
Demek ki zeytinin bol ve ucuz olduğu bir yerdeymiş. B. Felek
-
Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.
-
Abundant. plentiful. generous. plenty. full. rich. wealthy. loose. hefty. wide. baggy. abounding. affluent. ample. bounteous. bountiful. copious. effusive. exuberant. fecund. flush. handsome. hearty. lavish. liberal. lush. luxuriant. opulent. plenteo.
-
Abundant. ample. baggy. copious. full. hearty. large. lavish. lush. luxuriant. opulent. plenteous. plentiful. profuse. rank. redundant. rich. loose. wide.
-
Abundant. ample. copious. plentiful. too large. abounding. bounteous. effusive. fat. full. generous. handsome. hearty. hefty. liberal. luxuriant. opulent. profuse. profusely. rich. rife. spacious. superabudant. unsparing. unstinting. wealthy.
-
Bill of Lading transport or Document used to acknowledge receipt of goods; may also be used to serve as a contract for the cargo. Bill of Lading Document used to acknowledge receipt of goods; may also serve as a contract for the transport of cargo.
-
Bill of Lading refers to the document on which a carrier acknowledges receipt of materials loaded onto the truck.
-
Beginning of Life.
-
Oak Lawn Branch Library.
-
BOLometers technical device. [Welsh belly] Also as 'bwl'.
-
Begin Of Life.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|