|
güneş
-
Bu gök cisminin yaydığı ışık ve ısı.
-
Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi.
-
Her gün doğup battığını gördüğümüz en parlak gökcismi.
-
Solar. sun. sunshine. daystar. helio-.
-
Sun. sunshine. eclipse.
-
Sun
-
Soleil
-
İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk, uzay, sema, asuman, feza.
-
Yeryüzü üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk, sema
Örnek:
Süngülerini, çelikten birer parmak gibi, göğe kaldırmışlar. R. E. Ünaydın
-
Bu renkte olan.
-
Olgunlaşmamış
Örnek:
Uzun süren bir kışın karları, soğukları altından fışkıran gök ekinler... A. Kabaklı
-
Gökyüzünün, denizin rengi, mavi veya yeşile çalan mavi.
-
Dekorgök için kullanılan sözcük.
-
Celestial. sky. the blue. heaven. firmament.
-
Firmament. sky.
-
Sky. heavens. the firmament. blue. heaven. sphere. vault.
-
Sky border
-
Bande d'air, frise de ciel
-
Resim sanatında ışıklı, parlak yer.
-
Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı
Örnek:
Bütün gözlerden manalı ışıklar sıçrıyordu. P. Safa
-
Elektrik.
-
Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç.
-
Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk
Örnek:
Okuyabilmek için kapıdaki ışık yeterli değildi. H. E. Adıvar
-
Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb
Örnek:
Sevgili Behçet Necatigil şiirimizin vazgeçilmez ışıklarından biri olarak ayrıldı aramızdan. N. Cumalı
-
Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma.
-
Yönetmenin, sahnenin ya da salonun aydınlatılması için verdiği buyruk.
-
Göze uyarımda bulunan ve beyin tarafından yorumlandığında görme duyusuna, yani görülebilir ışığa yol açan elektromıknatıs ışınım. Başka bir deyişle, ışımayla yayılan ve görme duyusuyla algılanan erke biçimi. (Bu elektromıknatıs ışınım, 4x10-7 m ile 7,7x10-7 m arasındaki dalga uzunluklarında yer alır. Dalga uzunluklarındaki değişiklikler gözde değişik duyulara yol açarak değişik renkleri oluşturur).
-
1. Aydınlık, ziya. 2. Mutluluk, sevinç veya zekadan doğan, yüzde ve gözlerde beliren parıltı. 3. mec. Yol gösteren, aydınlatan, önderlik eden kimse.
-
Lights!
-
Light
-
Light. gleam. lamp. luminary. photo-.
-
Light. gleam. lamp. luminary. photo-. beam.
-
Light. light (luminous energy. any source of light. bathe. doppler effect.
-
Licht
-
Lumière!
-
Lumière
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|