|
göstermelik davranış
-
Açık olarak başkalarına yöneltilmemekle birlikte, onların varlığının etkisiyle ortaya çıkan davranış (Göstermecilikte olduğu gibi).
göstermelik (nedir)
-
Bir bütünün niteliğini anlatmak için bütünden ayrılıp verilen parça, örnek, numune, mostralık.
-
Gösterişi olan.
-
Gerekli olduğu için değil iş olsun diye yapılan.
-
Örnek olarak ayrılmış bulunan şey.
-
Sample. specimen. showpiece. for show only. not real.
-
Sample. specimen. showpiece. scenery put up before the beginning of a shallow show. only for show. non-functional.
-
Pattern
davranış (nedir)
-
Davranma işi veya biçimi, tutum, davranım, muamele, hareket
Örnek:
Düşünceleri, davranışları bana ters gelen biriyle bir arada oturamam elbet! N. Cumalı
-
Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.
-
Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.
-
1- Kişinin özellikle ahlâk bakımından gösterdiği davranım. 2- Bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-Bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum.
-
Behavioral. behavioural. behavior. behaviour. attitude. conduct. action. demeanor. demeanour. manner. doings. way. act. bearing. deal. dealing. deportment. form. proceeding. stroke. treatment. turn.
-
Act. action. asperity. attitude. behaviour. conduct. deportment. fashion. front. manner. treatment. demeanour.
-
Attitude. bearing. behaviour. comportment. conduct. course action. demeanour. deportment. fashion. kind act. melodrama. play. treatment.
-
Conduct
açık olarak (nedir)
-
In the clear
-
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
Örnek:
Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
-
Engelsiz.
-
Örtüsüz, çıplak.
-
Boş.
-
Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
-
Aralığı çok.
-
Çalışır durumda olan
Örnek:
Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
-
Kolay anlaşılır, vazıh
Örnek:
Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
-
1. Gelirin gideri karşılamaması durumu. 2. bk. gedik
-
1) sarîh. 2 ) alenî.
-
Bk. açılma
-
Open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.
-
Apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. signal. specific. square. transparent. unequivocal. unreserved. vacant. weak.
-
On. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.
-
Deficit
-
As, qua
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|