Nedir ne demek sorularına kısa cevaplar

Ana Sayfa > göz açtırmamak nedir ne demek, göz açtırmamanın anlamı

göz açtırmamak nedir

nedir  -  ingilizce  -  fotoğraf  -  web araması  -  bulmaca  -  bis  -  matematik  -  sembol

göz açtırmamak

  1. Başka bir iş yapmasına vakit ya da olanak vermemek.
  2. göz açtırmamak ne demek (en) Give no respite (sadece ingilizce sonuçlar)

göz (nedir)

  1. Görme organı.
  2. Bazı deyimlerde, görme ve bakma.
  3. İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış.
  4. Bakış, görüş.
  5. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak
    Örnek: Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu? T. Buğra
  6. Delik, boşluk
    Örnek: Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır. S. F. Abasıyanık
  7. Çekmece.
  8. Terazi kefesi.
  9. Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik.
  10. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası.
  11. 1- Çok küçük budak. 2- Çekmece boşluğu.
  12. Bk. çekmece
  13. Bk. göz
  14. göz ne demek (en) Eye. optic. optical. ocular. orbital. ophthalmic. eye. orbit. orb. blinker. sight. cell. compartment. drawer. cubbyhole. cubby. cubicle. cuddy. eyehole. glim. optic. opto-.
  15. göz ne demek (en) Drawer. eye.
  16. göz ne demek (en) Drawer. eye. sight. seeing. attitude. way of behaving. spring. eye. division. part. the evil eye. bad luck caused by another's envy. love. friendship. esteem. bud. square. case. bin. source. orifice. bord. rack. pane. partition. pore.
  17. göz ne demek (en) Aperture
  18. göz ne demek (en) Eye
  19. göz ne demek (al) Auge
  20. göz ne demek (fr) Oeil

çekmece (nedir)

  1. Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme
    Örnek: Çekmecesinden utana utana bir şişe gazoz çıkardı. T. Buğra
  2. İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık
    Örnek: Minderin köşesine annemden kalan ceviz boyalı çekmeceyi yerleştirdim. Y. K. Beyatlı
  3. Gemilerin barınabilecekleri koy.
  4. Bkz, denizkulağı.
  5. Mobilyada bırakılan boşluk içerisinde kendi kenarları ya da çıtalar üzerinde hareket eden, üstü açık kutu.
  6. Bk. çekmece
  7. çekmece ne demek (en) Drawer, pigeonhole
  8. çekmece ne demek (en) Drawer.
  9. çekmece ne demek (en) Coffer. drawer.
  10. çekmece ne demek (al) Schublade
  11. çekmece ne demek (fr) Tiroir

açtırmamak (nedir)

  1. açtırmamak ne demek (en) (neg. form of açtırmak) open

başka (nedir)

  1. Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge
    Örnek: Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim. H. Taner
  2. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan
    Örnek: Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor. H. E. Adıvar
  3. Konu edilen, bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak başkası, başkaları biçiminde kullanılan bir söz
    Örnek: Başkalarının otuz liraya yaptığı bir kostümü siz niye seksen liraya yapıyorsunuz? R. N. Güntekin
  4. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.
  5. başka ne demek (en) Other. another. different. alternative. distinct. other than. apart from. else. forth. otherwise. except. save. but. saving. hetero-. beside. save. barring. excepting. saving. another.
  6. başka ne demek (en) Alternative. another. atypical. different. else. further. other.
  7. başka ne demek (en) Other. another. different. except. apart from. other than. alternative. else. several.

vakit (nedir)

  1. Zaman
  2. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler.
  3. Çağ.
  4. Tespit edilmiş olan zaman
    Örnek: Kâhya - vakit gayri Süleyman, haber saldık gelecekler, pamuklar da kıvamına geldi - demişti. S. Kocagöz
  5. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz.
  6. İmkân, fırsat.
  7. Geçim, para bakımından imkân.
  8. vakit ne demek (en) Father time. hour. season. time. when. while.
  9. vakit ne demek (en) Season. time. the right time. appointed time. hour.
  10. vakit ne demek (en) Time. the right time. time (for doing sth. when. hour. tide. while.


BİS
Başında, içinde, sonunda "göz açtırmamak" geçen kayıtlar (hepsine bakın)




Hakkında  -  İletişim  -  Yasal Konular  -  Son Eklenenler  -  Araçlar

© Nedir Ne Demek, 3.0.443
Bunları kaçırmayın!