Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > göç etmek nedir, göç etmek ne demek (göç etmek nnd)

göç etmek nedir, göç etmek ne demek?

göç etmek

  1. 1) oturduğu yerden başka bir yere gidip yerleşmek, göçmek: “Kalktı göç eyledi Afşar elleri.” -Dadaloğlu. 2) mec. ölmek.
  2. (en) İmmigrate.
  3. (en) Migrate.
  4. (en) To migrate.
  5. (en) Expatriate.
  6. (en) Move.

göç (nedir ne demek)

  1. Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi, taşınma, hicret, muhaceret
    Örnek: Obalarının hâlâ arkası kesilmeyen göçleri devam etmekte idi. S. Ayverdi
  2. Evden eve taşınma, nakil
  3. Taşınma sırasında götürülen ev eşyaları.
  4. Kuşların, geyiklerin, yarasaların, bazı balık ve böceklerin mevsim, iklim, besin miktarı vb.ne göre çevre değiştirmeleri.
  5. İktisadi, siyasi veya sosyal nedenlerle bir yerleşim biriminden başka bir yerleşim birimine doğru gerçekleşen nüfus hareketleri.
  6. Mevsim, iklim, besin miktarı vb. sebeplere dayalı olarak hayvanların habitat değiştirmesi.
  7. Bitkilerin yeni alanlara yer değiştirmesi. Migrasyon.
  8. Herhangi bir kuvvetin etkisi altında belli bir yönde taneciklerin, iyonların düzgün hareketleri.
  9. Embriyonel gelişim sırasında kimi hücrelerin bulundukları yerden başka bir yere amöboid hareketlerle taşınması olayı.
  10. (en) Trek.
  11. (en) Migratory.
  12. (en) İmmigration.
  13. (en) Migration.
  14. (en) Emigration.
  15. (en) Drift.
  16. (en) Exodus.
  17. (en) Expatriation.
  18. (en) Transmigration.
  19. (en) Settlement.
  20. (en) Change of abode.
  21. (en) Move.
  22. (al) Migration
  23. (fr) Migration
  24. (la) Migratio

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

başka (nedir ne demek)

  1. Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge
    Örnek: Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim. H. Taner
  2. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan
    Örnek: Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor. H. E. Adıvar
  3. Konu edilen, bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak başkası, başkaları biçiminde kullanılan bir söz
    Örnek: Başkalarının otuz liraya yaptığı bir kostümü siz niye seksen liraya yapıyorsunuz? R. N. Güntekin
  4. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.
  5. (en) Atypical.
  6. (en) Further.
  7. (en) Several.
  8. (en) Other.
  9. (en) Another.
  10. (en) Different.
  11. (en) Alternative.
  12. (en) Distinct.
  13. (en) Other than.
  14. (en) Apart from.
  15. (en) Else.
  16. (en) Forth.
  17. (en) Otherwise.
  18. (en) Except.
  19. (en) Save.
  20. (en) Saving.
  21. (en) Hetero-.
  22. (en) Beside.
  23. (en) Barring.
  24. (en) Excepting.

yerleşmek (nedir ne demek)

  1. Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak.
  2. Yer bulup oturmak
    Örnek: Arabaya, birbirine sıkışarak yerleştiler. S. F. Abasıyanık
  3. Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak.
  4. Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak
    Örnek: Rıza böylece ahırın üst katındaki dairesine yerleşti. H. Taner
  5. Eşyayı yerli yerine koymak.
  6. Rahat bir biçimde oturmak.
  7. Yaygın duruma gelmek, tutunmak
    Örnek: Demokrasinin ne suretle yerleşip kalabileceği hakkında garip fikirleri vardır. H. E. Adıvar
  8. Alışılmak, kullanılır olmak.
  9. (en) Ensconce oneself.
  10. (en) Ensconce.
  11. (en) To settle down.
  12. (en) To become established.
  13. (en) Animo manendi.
  14. (en) Dig oneself in.
  15. (en) Domicile.
  16. (en) To be established.
  17. (en) İndwell.
  18. (en) İnstall oneself.
  19. (en) Locate.
  20. (en) Nestle.
  21. (en) Perch oneself.
  22. (en) Take up one's residence.
  23. (en) Root.
  24. (en) Settle.
  25. (en) Settle down.
  26. (en) Shake down.
  27. (en) Stable.
  28. (en) To get into a job or office.
  29. (en) To get into a job/office.
  30. (en) To settle.
  31. (en) To live.
  32. (en) To establish oneself at.
  33. (en) Furnish oneself.
  34. (en) Seat.
  35. (en) Set up for oneself.
  36. (en) Settle in.
  37. (en) Settle in life.
  38. (en) Settle oneself.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.014