|
gıyabi hüküm
-
Kendi yokken arkasından verilen hüküm.
-
Default judgement.
-
Judgment given in default.
-
Bir kimse bulunmadığı sırada yapılan, verilen.
-
Uzaktan, görüşmeden (olan)
Örnek:
Birbirine benzer yaşayanlar arasındaki gıyabi dostluk alakasını içimizde taşıyoruz. P. Safa
-
Defaulting. from a distance.
-
İn absentia. defaulting.
-
Yargı
Örnek:
Hükmü doğru ve pek de yerinde olamazdı. F. R. Atay
-
Egemenlik, hâkimiyet.
-
Değer, aynı veya benzer nitelik
-
Önem, geçerlilik.
-
Etki, hız, şiddet.
-
Karar.
-
Bk. yargı.
-
Bk. yargı
-
Bk. yargı (2)
-
Rule. authority. provision. sentence. decision. judgement. verdict. adjudication. assize. award. conclusion. deliverance. dicta. dictum. doom. estimate. fiat. operation. predication. proviso. ruling. statute.
-
Award. decree. force. judgment. possession. provision. ruling. sentence. verdict.
-
Arbitrament. judgement. decision. judgment. thought. sovereignty. jurisdiction. validity. influence. adjudication. ascendance. award. clause. legal decision. decree. determination. dictum. doom. finding. government. hold. judicium. operation. precept. pre.
-
Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm.
Örnek:
Hocamız rahmetli Muhsin Bey, bunu sınıfta okurken gözleri yaşarırdı. H. Taner
-
Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza
Örnek:
Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Anayasa
-
Mahkeme.
-
Yüklemle bildirilen karar veya düşünce: Geleceksin, gideceğiz, yapsın vb.
-
Devletin türe düzenini korumaya ilişkin bağımsız bir yargıç kuruluşunca yaptığı görev ile türe uyuşmazlıklarının yargılıklarda çözümlenmesi eylemi.
-
Yargıcın gördüğü bütün davaları, olaya ilişkin yasalara göre çözümlemek için söylediği en son söz.
-
Hüküm, muhakeme.
-
Adalet.
-
Juridical. bar. deliverance. judgement. jurisdiction. justice. provision. ruling. sentence. verdict.
-
Assess. attitude. conclusion. estimation. judgment. opinion. ruling. sentence. judgement. judgment hüküm. decision. verdict kaza. lawsuit. decision in a court of law.
-
Estimation. idea. opinion. court decision. judgment. verdict of jury. adjudication. award. decree. discernment. discretion. discrimination. estimate. evaluation. ruling. judgement.
-
Administration of justice, jurisdiction
-
Judgement, decision, order, rule, decree, advice "Judicial Committee of the Privy Council", Speech "House of Lords", Sentence "Criminal Courts"
-
judgement
-
Fonctionnement de la justice, juridiction
-
Sentence, jugement, arrêt
-
jugement
-
İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat
Örnek:
Kendi ülkemizde kendimizi yok edeceklerdi. R. E. Ünaydın
-
Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz.
-
Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz
-
"Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz.
-
Of one's own. self. auto-. self. own. self. respective. herself. him. himself. its. itself. oneself.
-
He. itself. own. personally. respective. self. several. in person.
-
Own. self. oneself. in person. ego. his. itself. number one.
yokken(nedir ne demek)
-
İn the absence of
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|