Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > güvence kolu nedir, güvence kolu ne demek, güvence koluun anlamı, ingilizcesi (güvence kolu nnd)

güvence kolu nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






güvence kolu

  1. Toplumsal Güvenceler Kurumunun yetki ve sorumluluk sınırları içinde bulunan ve her biri ayrı bir güvence konusu olan yardımlara ilişkin işlemler.
  2. (en) İnsurance branch
  3. (fr) Branche d'assurance

güvence (nedir ne demek)

  1. Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması, inanca, teminat, garanti.
  2. Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey.
  3. Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz, teminat.
  4. Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi.
  5. Bk. kefalet
  6. Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde, kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç.
  7. Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde, kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç.
  8. (en) Reassurance. guarantee. guaranty. assurance. security. indemnification. indemnity. surety.
  9. (en) Assurance. guarantee. guaranty. pledge. security. surety. to have confidence.
  10. (en) Assurance. guarantee.
  11. (en) fuse
  12. (en) Guarantee, assurance, cover
  13. (al) Sicherung, Stromsicherung
  14. (fr) Coupe -circuit

kefalet (nedir ne demek)

  1. Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu, kefillik
    Örnek: O zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalınmış. A. Ş. Hisar
  2. Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi.
  3. Bk. borçlancılık
  4. (en) Bail. security. suretyship. guarantee. bailment. caution. caution money. guaranty. indemnification. recognizance. sponsion. warranty.
  5. (en) Bail. guaranty. security. surety.
  6. (en) Bail. caution. civil bail. bailment. caution money. security. suretyship. going bail for. surety bond. surety. accessory contract. bill guarantee. cautio. cautionary. guaranty. indemnity. pawn. security bond. sponsorship.
  7. (en) surety

kol (nedir ne demek)

  1. İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm.
  2. Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü.
  3. Giysinin kolu saran bölümü
    Örnek: Kara yağız oğlan yalandan gözlerinin yaşını pembe mintanının kollarına siliyordu. O. C. Kaygılı
  4. Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal.
  5. Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça.
  6. Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü.
  7. Bir koltukta, bir divanda kol dayamaya yarayan parça.
  8. Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri, dal, kısım, branş.
  9. Eski alıcı ve göstericilerde, aygıtı çalıştırmak için elle döndürülen, alıcı ya da göstericinin düzeneğini devindiren sap.
  10. (en) crank
  11. (en) Branch. arm. foreleg. sleeve. handle. stick. branch. subsection. crank. embranchment. flipper. limb. offset. ramification. rod. rounds. tappet. wing.
  12. (en) Arm. branch. crank. department. handle. limb. rounds. section. tappet. tributary. subdivisionarm. sleeve. foreleg. flipper. bar. lever. club. team. gang. troupe. patrol. column.
  13. (en) branch
  14. (en) sleeve
  15. (al) Kurbel, Handkurbel
  16. (fr) manivelle

toplumsal (nedir ne demek)

  1. Toplumla ilgili, topluma ilişkin, içtimai, sosyal.
  2. 1-Organizmaların kümeler içinde etkileşimine ilişkin olan. 2- Toplum ya da topluluklarla ilgili, onlara ilişkin. 3- Bireyin başkalarıyla olumlu ilişkiler kurabilme yeteneğini denediği gelişme evresiyle ya da bu evredeki etkinliklerle ilgili bulunan.
  3. (en) Social. communal.
  4. (en) Common. communal. social. social sosyal.
  5. (en) Social. societal.
  6. (en) social

yetki(nedir ne demek)

  1. Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, mezuniyet
  2. Bir hücre ya da organizmanın bir uyartıya cevap verme yeteneği.
  3. (en) Authority. authorization. command. competence. competency. faculty. fiat. power. sword. vis. warrant. warranty.
  4. (en) Command. commission. competence. right. warrant. authority. power.
  5. (en) Benefit. authorization. clearance. attribution. authority. cognition. command. competence. conusance. delegacy. hand. imperium. jurisdiction. mandat. power. prerogative. qualification. terms of reference.
  6. (en) competence
  7. (fr) compétence

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük