|
güvence akçesi
-
Herhangi bir sorumluluk yerine getirilmediğinde karşı tarafça el konulacak olan para.
-
Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması, inanca, teminat, garanti.
-
Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey.
-
Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz, teminat.
-
Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi.
-
Bk. kefalet
-
Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde, kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç.
-
Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde, kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç.
-
Reassurance. guarantee. guaranty. assurance. security. indemnification. indemnity. surety.
-
Assurance. guarantee. guaranty. pledge. security. surety. to have confidence.
-
Assurance. guarantee.
-
fuse
-
Guarantee, assurance, cover
-
Sicherung, Stromsicherung
-
Coupe -circuit
-
Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu, kefillik
Örnek:
O zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalınmış. A. Ş. Hisar
-
Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi.
-
Bk. borçlancılık
-
Bail. security. suretyship. guarantee. bailment. caution. caution money. guaranty. indemnification. recognizance. sponsion. warranty.
-
Bail. guaranty. security. surety.
-
Bail. caution. civil bail. bailment. caution money. security. suretyship. going bail for. surety bond. surety. accessory contract. bill guarantee. cautio. cautionary. guaranty. indemnity. pawn. security bond. sponsorship.
-
surety
-
Küçük gümüş para.
-
Her tür madenî para
Örnek:
Ak akçe kara gün içindir. Atasözü
-
1- Küçük gümüş para. 2- Her tür madensel para.
-
Bk. akça
-
money.
-
Belli olmayan, rastgele bir (kimse veya şey)
Örnek:
Son üç senedir herhangi bir adamdan farkım yok. H. E. Adıvar
-
whatever.
-
Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
-
Any. whichever. soever. whichever. whatever. whatsoever.
-
Whichever. whatever. any. whoever.
-
any.
-
Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet
Örnek:
Babam bütün sorumluluğu üzerine aldı. M. Yesarî
-
Uyulması gereken bir yargıya, bir kural ya da yetkili üstün verdiği buyruğa uyulmaması üzerine suçlu düşme durumu.
-
Responsibility. liability. blame. accountability. baby. buck. burden. charge. control. custody. encumbrance. engagement. load. office. onus. pidgin. place. trust.
-
Blame. buck. care. charge. commitment. duty. guilt. liability. onus. responsibility. trust. duty mesuliyet.
-
accountability.
-
Responsability, liability
-
responsabilité
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|