|
güven yazısı
-
Belirli bir nicelikteki para için, bir bankanın yükümlülüğü altında, üçüncü bir kişi yararına bir başka bankada veya aracısında açtırılan hesap, akreditif.
-
Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat
Örnek:
... Bakanlar Kurulunun güven isteği, bir tam gün geçtikten sonra oylanır. Anayasa
-
Yüreklilik, cesaret.
-
Hastanın, sorunlarının çözümünde sağaltımcıyle olumlu sonuçlara varabileceği konusundaki inancı.
-
Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, sevinç, mutluluk.
-
Trust. confidence. reliance. assurance. faith. affiance. belief. credence. credit. dependance. dependence. positiveness. sureness.
-
Belief. confidence. credence. credit. dependence. faith. reliance. safety. trust.
-
Confidence. reliance. trust. security. safety. assurance. credence. dependence. faith.
-
Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi.
-
Alfabe.
-
Harfleri yazma biçimi.
-
Herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat bakımından özellik gösteren tür.
-
Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü
-
Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale
Örnek:
İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum. F. R. Atay
-
Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
-
Yazgı.
-
Düz yer, ova, kır.
-
Seslerin harflerle, hecelerle veya resimlerle gösterilmesi.
-
Görüntüde yer alan, fakat görünçlüğün bir parçası olmayan her çeşityazıyı anlatır terim.
-
Bk. arayazı
-
Title, caption
-
Clerical. scriptural. writing. article. contribution. inscription. lettering. scripture. writing.
-
Article. contribution. paper. tail. writing.
-
Article. writing. scripture. handwriting. calligraphy. fate. destiny. contribution. face. inscription.
-
calligraphy
-
Writing, script
-
Titel, Einblendtitel, Insert, Schriftinsert, Titelinsert
-
Titre, carton
-
écriture
-
Sessiz sinema çağında söyleşmeleri, sözü vermek; konuyla, olguyla ilgili açıklamalarda bulunmak için, iki çekim arasına yerleştirilen yazı.
-
Subtitle, continur ity title, bridging title, spoken title
-
Zwischentitel
-
Sous-Titre, inter-titre, carton
-
Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen
Örnek:
Öteki arkadaşımız da belirli saatte nöbetinin başında olacaktı. E. Bener
-
Specific. certain. particular. stated. clear. definite. definitive. determinate. precise. set.
-
Certain. definite. given. particular. set. specific. determined.
-
Specific. determined. designated. definite. determinate. fixed. given. particular. stated. very.
belir(nedir ne demek)
-
[belirmek] v. appear, become clear; dawn
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|