Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > gümüş para nedir, gümüş para ne demek, gümüş paraın anlamı (gümüş para nnd)

gümüş para nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:

Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.

para  US UK

  1. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
  2. Kazanç
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir. S. F. Abasıyanık
  3. Kuruşun kırkta biri.
  4. Yanında, yan. Örn. Para-aortik aortun yanında.
  5. Yunanca yanında anlamına gelen bir ön ek.
  6. 1. Yan. 2. Yanında.Dgr.: anat. para
  7. (en) Money. monetary. pecuniary. coffers. money. cash. shekels. currency. shiners. coin. boodle. brass. bread. chink. chip. dough. ducat. dust. funds. green. jack. kale. lolly. lucre. filthy lucre. means. purse. rock. sugar. tin. wherewithal.
  8. (en) Bread. capital. cash. currency. dough. drain. fund. leeway. means. money. obverse. take. wealth.
  9. (en) A prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism.
  10. (en) A prefix denoting: Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc.; also, an isomeric modification. Specifically: That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid.
  11. (en) Ortho-, and Meta-.
  12. (en) A piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent. an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows 100 para equal 1 dinar.
  13. (en) Money. brass. bread. cash. coffers. commodity money. currency. dibs. dimes. dough. face value. filthy lucre. funds. geets. gelt. investment. lolly. means. the necessary. net personality. pocket. to be pushed. rhino. riches. roll. shekels. shiners. spendol.
  14. (en) Having resemblance to certain features. prefix, beside, near. far from, away, out, different from.
  15. (en) A variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name. prefix meaning behind, e g , para-appendiceal.
  16. (en) A woman who has been delivered of a viable fetus. paragraph.
  17. (en) Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring.
  18. (en) Beside/Next to.
  19. (en) Paraplegic. the number of live-born children a woman has delivered; 'the parity of the mother must be considered'; 'a bipara is a woman who has given birth to two children'. 100 para equal 1 dinar. a soldier in the paratroops. an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows. port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin.
  20. yakın
  21. ötesinde
  22. İkinci derecede
  23. benzer.
  24. Paraşütçü asker, paragraf

üzerinde (nedir ne demek)

  1. Üstünde
    Örnek: Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir. R. E. Ünaydın
  2. ... ile ilgili, üzerine
  3. (en) Super-. above. on. over. upon.
  4. (en) On. upon.
  5. (en) Over. upon.

değer(nedir ne demek)

  1. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet.
  2. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, paha.
  3. Yüksek ve yararlı nitelik.
  4. Üstün, yararlı nitelikleri olan (kimse)
    Örnek: Bu kız aramaya, düşünmeye değer bir şey değildi. R. N. Güntekin
  5. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
  6. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
  7. Neoklasik iktisada göre tüketicinin son biriminin faydasını dikkate alarak bir mala verdiği göreli önem.
  8. Emek-Değer kuramına göre bir malın içerdiği emek zamanı.
  9. Neoklasik ve emekdeğer kuramlarına göre iki mal arasında olması gereken değişim oranı. krş. değişimdeğeri,
  10. Dışalım eşyasının Dünya Ticaret Örgütünün ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca tespit edilen bedeli.
  11. Bir büyüklüğün ya da bir özelliğin bir birim cinsinden nicel tutan.
  12. Yüksek nitelik.
  13. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
  14. Bir şeyin önemini belirten ölçü, karşılık.
  15. 1-Bir varlığın ruhsal, toplumsal, ahlaksal ya da güzellik yönünden taşıdığı düşünülen yüksek ya da yararlı nitelik. 2- Bir değişkenin yada bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
  16. (en) Worth. worthy. worthy of. worthwhile. worth. value. price. worthiness. valuation. rate. amount. costliness. currency. dearness. merit. preciousness.
  17. (en) Account. cost. dignity. meaning. merit. price. significance. value. weight. worth. worthy.
  18. (en) Value. asset. assets. price. worth. valuable quality. actual value. account. cost. esteem n. merit. premium. valuation. valuta.
  19. (en) value
  20. (al) Wert
  21. (fr) valeur

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük