|
gülme
-
Kahkaha
Örnek:
Leyla, çayırın öbür ucuna kaçarak içinden gelen gülmeleri bastırmaya çalışır. S. Birsel
-
Gülmek işi.
-
Risible. laughing. laughter. laugh. mirth.
-
mirth.
-
Laughter. laughing. lauching.
-
Yüksek sesle gülme.
-
Laughter. laugh. guffaw. haw-haw. heehaw.
-
Chortle. laugh. laughter. snort. loud laughter. chuckle.
-
Laughter. guffaw. hilarity. laugh. roar.
-
cackle
gülmek(nedir ne demek)
-
İnsan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak
Örnek:
O ne söylese sinirli sinirli ve tabii olmayan gülüşü ile gülüyordu. H. E. Adıvar
-
Mutlu, sevinçli zaman geçirmek, eğlenmek, hoşça vakit geçirmek.
-
Biriyle alay etmek
Örnek:
Gülme komşuna, gelir başına. Atasözü
-
Dikkati çekecek derecede hoş ve sıcak görünmek
Örnek:
Annemin, yirmi gündür ağlayan yüzü, bu akşam ilk defa güldü. Y. Z. Ortaç
-
Laugh. laugh at. smile. smile on.
-
Chortle. jeer. ridicule. scoff.
-
To laugh (at. laugh. ridicule.
-
sneer
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|