Yazar Ol - Yazar GiriÅŸi
NND Sözlük
Ana Sayfa > güçlendirmek nedir, güçlendirmek ne demek, güçlendirmekin anlamı, ingilizcesi (güçlendirmek nnd)

güçlendirmek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






güçlendirmek

  1. Güçlü duruma getirmek, güç kazanmasını sağlamak.
  2. (en) Strengthen. make strong. support to. beef up. brace. cement. enforce. enrich. exalt. reinforce. soup up. steel. tone up. vivify.
  3. (en) Brace. buoy. buttress. consolidate. empower. fortify. invigorate. refresh. reinforce. revitalize. strengthen. sustain. to strengthen. to reinforce. to invigorate. to consolidate. to buttress sth. to brace. to fortify. to refresh.
  4. (en) To strengthen. give teeth to. give weight to. invigorate. solidify. steam up.

güçlü (nedir ne demek)

  1. Gücü olan, kuvvetli, yavuz
    Örnek: Hele kendini güçlü hissederse, tetik ol, basbayağı saldırganlaşır. A. İlhan
  2. Şiddeti çok olan.
  3. Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu.
  4. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili
    Örnek: Kitabında ne kadar güçlü ve üslup sahibi bir yazar olduğunu belgeler. H. Taner
  5. Gücü çok olan.
  6. Etkili, önemli, nitelikli.
  7. Åžiddetli.
  8. (en) Powerful. strong. forceful. bouncing. brawny. energetic. full-blooded. heroic. high-pressure. iron. keen. mighty. pithy. potent. prepotent. robust. spirited. stalwart. stout. sturdy. vigorous. virile. voluminous. powered.
  9. (en) Able. acute. beefy. drastic. energetic. forceful. forcible. furious. hardy. influential. intense. keen. lusty. massive. mighty. muscular. potent. powerful. pronounced. robust. sappy. stentorian. strapping. strong. sturdy. substantial. tough. vigorous. virile. vivid. cogent. persuasive. high-powered.
  10. (en) Powerful. strong. able. brawny. consuming. doughty. forcible. hardy. impact. lusty. mighty. potent. puissant. punchy. rude. sappy. sinewy. superminicomputer. vibrant. virile.
  11. (en) Sinewed, sinewy

getirmek(nedir ne demek)

  1. Gelmesini saÄŸlamak
    Örnek: Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar. R. N. Güntekin
  2. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
  3. EriÅŸmek veya eriÅŸtiÄŸini sanmak.
  4. İleri sürmek.
  5. Sebep olmak, ortaya çıkarmak.
  6. İletmek, bildirmek
    Örnek: Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi. O. S. Orhon
  7. SaÄŸlamak
    Örnek: Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse. Ö. Seyfettin
  8. Bir makama atamak veya seçmek.
  9. (en) Bring. get. bring along. bring in. carry. bear. convey. fetch. introduce. take into. usher. work up.
  10. (en) Bring. pose. produce. to bring. to fetch. to bring in. to yield. to give. to put forward. to bring forth.
  11. (en) Fetch. to bring. to yield. to give. adduce. get. reduce. return.
  12. (en) propose
  13. (en) return
  14. (en) Bring round

reklamlar



Bunları Kaçırmayın



Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletiÅŸim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük