|
göz açıp kapayıncaya kadar
-
Çok kısa bir zamanda.
-
Çok kısa bir sürede: “Göz açıp kapayana kadar Zafer büyüdü.” -A. Kutlu.
-
İn the twinkle of an eye, like winking, in a jiffy
-
Görme organı.
-
Bazı deyimlerde, görme ve bakma.
-
İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış.
-
Bakış, görüş.
-
Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak
Örnek:
Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu? T. Buğra
-
Delik, boÅŸluk
Örnek:
Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır. S. F. Abasıyanık
-
Çekmece.
-
Terazi kefesi.
-
Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik.
-
Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası.
-
1- Çok küçük budak. 2- Çekmece boşluğu.
-
Bk. çekmece
-
Bk. göz
-
Eye. optic. optical. ocular. orbital. ophthalmic. eye. orbit. orb. blinker. sight. cell. compartment. drawer. cubbyhole. cubby. cubicle. cuddy. eyehole. glim. optic. opto-.
-
Drawer. eye.
-
Drawer. eye. sight. seeing. attitude. way of behaving. spring. eye. division. part. the evil eye. bad luck caused by another's envy. love. friendship. esteem. bud. square. case. bin. source. orifice. bord. rack. pane. partition. pore.
-
aperture
-
eye
-
Auge
-
oeil
-
Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme
Örnek:
Çekmecesinden utana utana bir şişe gazoz çıkardı. T. Buğra
-
İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık
Örnek:
Minderin köşesine annemden kalan ceviz boyalı çekmeceyi yerleştirdim. Y. K. Beyatlı
-
Gemilerin barınabilecekleri koy.
-
Bkz, denizkulağı.
-
Mobilyada bırakılan boşluk içerisinde kendi kenarları ya da çıtalar üzerinde hareket eden, üstü açık kutu.
-
Bk. çekmece
-
drawer.
-
Coffer. drawer.
-
Drawer, pigeonhole
-
Schublade
-
tiroir
-
Ölçüsünde, derecesinde
Örnek:
Balıkçılıkta para vardır, ama dalgıçlık kadar da genç işidir. S. F. Abasıyanık
-
Büyüklüğünde, genişliğinde.
-
Dek, deÄŸin
-
Gibi
-
Denli
-
Süre belirten bir söz
-
Miktarda, derecede
-
Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten bir söz
-
As. as much as. as far as. so. as much as. up to. until. till. inasmuch as. so long as. until. till. pending.
-
As. as. as big as. as much as. until. till. by. up to. to. as far as. about. or so. something like. amount. degre.
-
As much as. as many as. up to. by. so.
-
Prep. by
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
kısa(nedir ne demek)
-
Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı.
-
Az süren, uzun olmayan
Örnek:
Türk milleti en kısa zaman içinde yeni harflerle okumaya, yazmaya başladı. E. İ. Benice
-
Ayrıntısı çok olmayan.
-
Kısa olan şey.
-
Kısaca, kısaltarak.
-
Short. brief. mini. curt. concise. capsule. compendious. flying. stumpy. succinct. summary.
-
Brief. bristle. compact. compendious. concise. little. short.
-
Short. succinct. blurb. brief. commatic. compendious. concise. curt. little. low. spare. succint. terse.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|