|
göynük
-
Yanık, yanmış.
-
Güneşte yanmış.
-
İyice olmuş (yemiş).
-
Acısı olan, elemli.
-
Orman yakılarak açılan tarla.
-
Yanmış olan
Örnek:
Yanık soğan kokulu bir buhar odayı dolduruyordu. R. Enis
-
Rengi koyulaşmış
Örnek:
Kocaman hasır şapkalarının altında sarı saçları uçan, yanık iki genç kız. S. F. Abasıyanık
-
Sıkıntı veya hastalıktan iyi gelişmemiş, kavruk.
-
Verimsiz, kıraç duruma gelmiş olan.
-
Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz.
-
Bıkkın, üzüntülü, dertli.
-
Duygulu, dokunaklı, acılı, etkili
Örnek:
Aşk söyletir en yanık türküleri / Ay buluta girdiği gecelerde. C. S. Tarancı
-
1. Kimyasal, elektrik, radyasyon gibi yakıcıların etkisiyle kuru veya nemli sıcak maddelerle temas sonucu oluşan doku zedelenmesi, kombüsyon. Kızarma, veziküllenme, doku zedelenmesi, kömürleşme biçiminde dört derecesi bulunur. 2. Yanık yeri.
-
Yanmış olan.
-
Duygulu, dokunaklı.
-
Kavruk, geliÅŸmemiÅŸ.
-
Aşık.
-
Elegiac. on. burn. scald.
-
Burn. on.
-
Burn. scald. burned place. blight. lighted. alight. lit. alit. stunted. underdeveloped. which kindles an intense feeling of sadness or melancholy in.
-
Weather worn
-
burn
yanmış(nedir ne demek)
-
Done to death
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|