|
görme gözesi
-
Petek gözü oluşturan çok sayıda hücreden her biri.
-
Görmek işi, rüyet.
-
Göze giren ışığın doğurduğu duyumsal izlerle dış çevredeki ayrıntıların algınlanması.
-
Sight. vision. seeing.
-
Sight. vision. acuity. remark.
-
vision
-
Sehen
-
vision
-
Hücre.
-
Su kaynağı.
-
Bkz. kaynak.
-
Isı, ışık, kimyasal etkileşim gibi olaylar sonucu oluşan yük-süren kuvvet kaynağı.
-
Cell. cell hücre. spring. source.
-
Cell. beautiful.
-
cell
-
Zelle, Element
-
Pile, cellule
-
Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz
Örnek:
Sonra yavaşça kaynağa doğru eğildi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bir şeyin çıktığı yer, menşe.
-
Bir haberin çıktığı yer.
-
Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge
-
Araştırma ve incelemede yararlanılan belge.
-
İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi.
-
Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi.
-
Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer.
-
Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yer.
-
Üretim-Fayda yaratma etkinliğinde kullanılan her türlü unsur.
-
Bir suyun çıktığı yer.
-
Neşe, sevinç.
-
Eğlendirici, neşeli kimse.
-
Parent. source. spring. welding. roots. spring. fountain. seeds. grass roots. source. bottom. inquiries. basis. origin. welding. weld. authorship. beginning. birth. chapter and verse. context. font. fount. fund. genesis. headspring. paternity. princi.
-
Fountain. mother. origin. resource. root. seed. source. weld. well. spring. fountain memba. origin menşe.
-
Source. resource. resource, source. fountainhead. weld. welded place. patch. patched place. welding. patching. basis. beginning. bottom. breeding-ground. cradle. derivation. fount. fountain. fountain head. growth. ham. origin. parent. pr.
-
spring
-
resource
-
quarter
-
source
-
cell
-
Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı, düzgün altıgen ağızlı bal mumu yuvacıklar topluluğu.
-
Bu yuvacıklar topluluğunun bal olmayanı.
-
Isıtma tesisatında ısı dağıtımını, içinden sıcak su geçerek sağlayan dilim, radyatör.
-
Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm.
-
Balçıktan yapılan ve dikine duran sandık biçimindeki tahıl ambarı.
-
Arı kovanı.
-
(Mimarlık) Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm. Ay. bk. külah,petek, şerefe, gövde, pabuç, kürsü.
-
Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı bal mumu yuvacıklar.
-
Topraktan, çamurdan yapılan tahıl ambarı.
-
honeycomb.
-
Honeycomb. comb.
göz(nedir ne demek)
-
Görme organı.
-
Bazı deyimlerde, görme ve bakma.
-
İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış.
-
Bakış, görüş.
-
Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak
Örnek:
Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu? T. Buğra
-
Delik, boşluk
Örnek:
Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır. S. F. Abasıyanık
-
Çekmece.
-
Terazi kefesi.
-
Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik.
-
Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası.
-
1- Çok küçük budak. 2- Çekmece boşluğu.
-
Bk. çekmece
-
Bk. göz
-
Eye. optic. optical. ocular. orbital. ophthalmic. eye. orbit. orb. blinker. sight. cell. compartment. drawer. cubbyhole. cubby. cubicle. cuddy. eyehole. glim. optic. opto-.
-
Drawer. eye.
-
Drawer. eye. sight. seeing. attitude. way of behaving. spring. eye. division. part. the evil eye. bad luck caused by another's envy. love. friendship. esteem. bud. square. case. bin. source. orifice. bord. rack. pane. partition. pore.
-
aperture
-
eye
-
Auge
-
oeil
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|