|
görünen köy kılavuz istemez
-
Belli gerçekler karşısında duraksamak yersizdir.
-
ostensible.
-
Patent. apparent.
-
Visible. apparent.
-
Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri veya nüfus yoğunluğu yönünden şehirden ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışmak gibi işlevlerle belirlenen, konutları ve öteki yapıları bu hayatı yansıtan yerleşme birimi
Örnek:
Vatanseverlik, doğduğu yeri, evini, köyünü, müstakil devlet sınırları içinde memleketini sevmektir. O. S. Orhon
-
Köy halkı.
-
Village. country. peasant. rustic. rural. village. country. kampong. settlement.
-
village.
-
Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber
Örnek:
Mum tutan kılavuzların arkasından içeri girdik. F. R. Atay
-
Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb.
-
Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.
-
Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse.
-
Kılavuz kaptan.
-
Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası.
-
Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç.
-
Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne.
-
Filmlerin, film parçalarının başında, sonunda, aralarında yer alan; filmin alıcı, gösterici, açındırma aygıtı, basım aygıtı, vb. aygıtlara takılıp çıkarılmasını kolaylaştıran; filmi koruyan; asıl film için pay bırakan; boşluk dolduran; bazen çeşitli bilgiler taşıyan ve birçok çeşidi bulunan renkli, renksiz ya da saydamsız, sağlam film parçası
-
Mıknatıslı kuşaklara takılan aynı nitelikte parça.
-
Budunbilimsel alan araştırmalarında araştırıcıya yardım eden, yol gösteren, araştırıcıyla araştırılan bölge insanları arasında aracılık yapan kişi.
-
Yol gösteren, rehber. Kılıç Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah.
-
Leader (strip), had, film leader,
-
Tape leader, leader
-
Pilot. guide. pilot. pioneer. baedeker. code. conductor. lead. manual. rudder.
-
Companion. guide. manual. pilot. rudder. shepherd. leader.
-
Guide. pilot. pilot. matchmaker. tap for cutting internal screw threads. guide book. cicerone. companion guide. film leader. guidance. guidebook. instruction booklet. instruction manual. key. pathfinder. tap.
-
guide
-
Startvorspann, Filmvorspann, Vorspann, Blankfilm,
-
Vorlaufband, Starlband
-
Amorce, bande amorce
-
guide
-
İşaret.
-
İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm
Örnek:
Kolum, boynundan beline doğru kayıyor. Y. Z. Ortaç
-
Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi.
-
Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası.
-
Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.
-
Geminin orta bölümü.
-
Meni.
-
Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı.
-
Ses şiddetiyle ilgili birim.
-
Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı.
-
Waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come.
-
Waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come. middle. saddle. semen. spunk.
-
The Babylonian name of the god known among the Hebrews as Baal.
-
See Baal.
-
A thorny rutaceous tree of India, and its aromatic, orange-like fruit; called also Bengal quince, golden apple, wood apple.
-
The fruit is used medicinally, and the rind yields a perfume and a yellow dye.
-
Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil a logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.
-
Waist. loins. the small of the back. sperm. spade.
-
A logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.
-
Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil.
-
The base-10 logarithm of the ratio of two power values The basis for the more-common term decibel: One bel equals 10 decibels.
-
A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels.
-
The fundamental division of a logarithmic scale for expressing the ratio of two amounts of power, the number of bels denoting such a ratio being the logarithm to the base 10 of this ratio.
-
A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm 10 ; 2 logarithm 10 ; and 2 logarithm 10 See dB.
-
A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm sub 10 of P sub 1/P sub 2):2 logarithm sub 10 ; and 2 logarithm sub 10 See dB.
-
A dimensionless unit for expressing the ratio of two values of power, being the logarithm to the base 10 of the power ratio , is 10 times the logarithm to the base 10 of the power ratio A bel is 10 decibel ).
-
Belarus ).
-
Equal to 10 decibels, see decibel.
-
Business Establishment Listing.
-
A measurement of sound intensity named in honor of Alexander Graham Bell First used to relate intensity to a level corresponding to hearing sensation.
-
A title meaning Lord The Babylonian God Marduk was refered to as Bel.
-
Named for Alexander Graham Bell, who did the original scientific investigations; Also see decibel.
-
A stylized creeper pattern.
-
The Babylonian-Assyrian version of Baal, a common name for Marduk, chief god of Babylon , sometimes called Merodach by the Jews.
-
waist
-
ceinture
-
Kls Belgium.
-
Güç düzeyi farki birimi
-
Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki.
-
Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.
-
Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici.
-
Temel, başlıca, asıl
Örnek:
Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır. N. Ataç
-
Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.
-
Yapay olmayan.
-
Doğruluk
Örnek:
Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa, duygu payı da ondan az değildir. B. Felek
-
Gerçeklik, realite
-
1- Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak, var olan. 2- Bilinçten bağımsız olarak var olan.
-
Doğru, dürüst.
-
Temel, başlıca, asıl doğayı yansıtan.
-
True. real. factual. original. actual. authentic. genuine. rightful. truthful. right. exact. proper. literal. bona fide. dinkum. earnest. honest-to-god. honest-to-goodness. intrinsic. pucka. pukka. sincere. sterling. straight-out. substantial. tangib.
-
Actual. authentic. effective. fact. genuine. gospel. heartfelt. intrinsic. lowdown. outright. positive. proper. real. reality. regular. sincere. substantial. tangible. true. truth. veritable. virtual.
-
Real. authentic. genuine. true. actual. actuality. true copy. dinkum. essence. fact. factual. faithful. point of fact. positive. proper. reality. right. serious. sincere. solid. straight out. tangible. truth. truthful. veracity. veritable. verity.
-
real
-
réel
-
realis
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|