|
görücü gitmek
-
Evlenecek erkek için kız görmeye gitmek.
-
Evlenmek isteyen erkek için kız görmeye giden kimse, dünür
Örnek:
Zengin olduğumuz için görücüler, bizim bu uzak köşke gelmekten usanmıyorlar. Ö. Seyfettin
-
Woman sent to find a prospective bride. woman sent to see a marriageable girl.
-
Woman sent to see a prospective bride. match-maker.
-
Bir yere doğru yönelmek
Örnek:
Yol yaptırmaktan maksat, insanların gitmek istedikleri yere, güvenle, rahatça gidip gelmelerini sağlamaktır. N. Cumalı
-
Bir yerden veya bir işten ayrılmak.
-
Çıkmak, ulaşmak.
-
Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak.
-
Sürmek, devam etmek
Örnek:
Ama böyle giderse, Allah hemen sonunu hayırlara tebdil etsin. M. Ş. Esendal
-
Yakışmak, yaraşmak.
-
Tüketilmek, harcanmak
-
Götürülmek, gönderilmek.
-
Go. take one's way. go away. depart. head for. betake oneself to. bugger off. give. go together. head. hop it. hop off. repair. resort. steer for. step. strike out. take to. wend one's way. work in with.
-
Become. blend. depart. flit. go. gravitate. move. nose. pop. retire. retreat. ride. sail. sneak. steam. travel. trot. to go. to leave. to depart. to make a move. to leave for. to attend. to get on with sth. to go off. to move off. to travel. to make. to go with. to suit. to become. to fit. to be suitable. to be enough. to suffic. to go away. be lost.
-
To go. to lead. to last. to be enough for. to leave. to go away. to travel. to disappear. to have recourse to. betake. buzz. depart. drive off. to do a fade. flock. gang. get. get off. go about. hit the road. to take one's hooks. make. make tracks.
-
roll
-
apply
-
run
-
fare
-
Turn to
-
İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı.
-
Sperma oluşturan organizma.
-
Yetişkin adam, bay, kadın karşıtı
Örnek:
Erkekler gelince buraya, karılar işte böyle kaçar. O. C. Kaygılı
-
Koca.
-
Sözüne güvenilir, mert.
-
Girintili ve çıkıntılı olmak üzere bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı.
-
Sert, kolay bükülmez.
-
Geçmelerde bir yuva ya da deliğe giren bölümü üzerinde bulunduran parçaya verilen ad.
-
Bk. erkek
-
Hlk. 1. Dişinin eşi. 2. Deri üzerinde tek olarak çıkan siğil.
-
Male. masculine. he. man. male. he. jack. gent. he-.
-
He. male. man. manly. courageous. reliable. rigid. hard. husband.
-
Male. man.
-
boy
-
Tom
-
Dişi çocuk
Örnek:
Düşüncesi bu noktaya gelince birdenbire Azize'nin küçük kızını hatırladı. H. E. Adıvar
-
Bakire
-
Evlenmemiş dişi insan.
-
İskambil kâğıtlarında kız resimli kâğıt.
-
Dişi.
-
Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından kullanılan bir seslenme sözü.
-
Maiden. girl. daughter. miss. chick. chicken. maid. babe. bird. bunny. colleen. female. gal. jenny. lass. lassie.
-
Bird. girl. puss. virgin. wench.
-
Daughter. girl. virgin. maiden. abduct. colleen. lass lassie.
-
queen
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|