|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
gönül
-
Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı
Örnek:
Gönüllerin birbirine kaynaştığı o günler millî bayramlarımızdan biriydi. O. S. Orhon
-
İstek, arzu.
-
1- (Geniş anlamda) Duyguların, ruhsal kıpırdanmaların, iç çabaların taşıyıcısı. 2- (Gizemcilikte) Kişiyi Tanrı'yla, insanla ve dünyayla içten bir ilişki içine koyan, ruhun derinliklerindeki güç. 3- Duygu bağlılığı yetisi: duygunun bağlılık, birliktelik duyuran kavrayıcılığı.
-
Heart. soul. feelings.
-
Breast. heart. soul. feelings. mind. inclination. desire.
-
Mind. inclination. desire. willingness. heart.
-
İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu
Örnek:
Sevgi ve dostluk şu dünyada o kadar az bulunan şeyler ki. H. Taner
-
1- (Genel olarak) Hoşa giden bir şeye eğilim; tutkuya dek varabilen bir ruh durumu. Türlü biçimleri: a. Karşı cinse karşı duyulansevgi. b. Çocuğa karşı duyulansevgi. c. Bir nedene dayandırılamayan duygudaşlık (sympathie), d. Uzun süre içinde oluşup gelişen kişisel gönül dostluğu, e. Doğaya vb. lerine duyulansevgi. 2- (Felsefede) Eski Yunan felsefesindesevgi evrende birleştirici ilkedir (Empedokies), Platon'da güzele duyulansevgi (Eros) ideaların bilgisine götüren yoldur. Hıristiyanlıkta: yardım elini uzatma anlamındakisevgi (Caritas) ve hastalara, acı çekenlere, yoksullara duyulansevgi (agape), yakınsevgisi, giderek hiç bir ayırma yapmaksızın tüm insanlara gösterilensevgi (insanlıksevgisi) ve Tanrısevgisi; çağımızda Max Scheler'in felsefesindesevgi temel kavramlardan biridir; Scheler'in baş sorunu olan kişiliğin asıl özüsevgi olduğu gibi, insanları birbirine bağlayan dasevgidir; kendi içine çekilmiş ayrık yaşayan kişi değil, dünyaya ve insanlarasevgi ile yönelen kişi, yine böyle kendisi gibi sevebilen kişilerle kendini bir-duyan kişi değer taşır.
-
Bir şeye veya bir kimseye karşı duyulan sevme duygusu.
-
Affections. love. affection. sympathies. compassion. attachment. dearness. fondness. sympathy. piety.
-
Fondness. affection. endearment. love. predilection.
-
Love. affection. amity. attachment. endearment. fancy.
-
love
-
amour
-
Amor, caritas
istek(nedir ne demek)
-
Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk
Örnek:
Yanıma yaklaşan gölge, o eski şarkıyı gerçek bir istekle tekrarlıyordu. Ç. Altan
-
Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep.
-
İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi.
-
Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu.
-
İrâde. ~ açığa vurması: irâde izhârı. ~ açıklaması: irâde beyânı, ~ koşulu: irâdî şart.
-
Will. desire. want. wish. request. claim. mind. adjuration. alacrity. appetite. aspiration. avidity. bent. demand. device. devoutness. disposition. earnestness. enthusiasm. grace. hunger. instance. intentness. pleasure. propensity. readiness. relish.
-
Ambition. appetite. ardour. aspiration. calling. claim. demand. desire. disposition. fancy. market. relish. request. run. rush. sale. stomach. want. will. wish. zeal.
-
Request. appetite. aida. anxiety. bidding. cry. demand. desire. disposition. eagerness. exigency exigence. inclination. itch. lyrical. mind. pretension. requisition. stomach. want. will. wish. zeal.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|