|
gölge
-
Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık
Örnek:
Etrafına gölge salmayan, yemiş vermeyen hangi kütük baltadan kurtulur? H. E. Adıvar
-
Güneş ışınlarından korunacak yer
Örnek:
Sakın kesme, gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin. M. Ş. Esendal
-
Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet
Örnek:
Pencereden dışarıya bir gölge çıktı, arkasından seğirttiler. A. Gündüz
-
Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk.
-
Röfle.
-
Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan.
-
Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse.
-
Koruma, kayırma himaye.
-
Bir gökcisminin güneş ışığını engellemesinden ileri gelen ışıksız uzay parçası.
-
Almaç görüntülüğünde resmin temel konusunun hem bulunması gereken yerde hem de onun biraz yanında daha soluk olarak çift görünmesi durumu.
-
Ghost (image), echo
-
Shadow. shade. silhoutte. cloud. dark. simulacrum.
-
Cloud. shade. shadow. silhouette. umbra.
-
Shadow. shade. shading. ghost.
-
shadow
-
Geisterbild, Echo
-
Fantôme, image fantôme, écho (image)
-
ombre
-
İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf
Örnek:
Atlet vücudunu bütünüyle gösteren, saydam bir sabahlık giymişti. A. İlhan
-
Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöz ve projeksiyona konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt.
-
Diyapozitif.
-
Asetat.
-
Açık seçik, belirgin.
-
Ardındaki nesnelleri belirgin biçimde gösteren ışık geçirici ortam.
-
Ardındaki nesnelleri belirgin biçimde gösteren ışık geçirici ortam.
-
İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan nesne. 2. Parlak.
-
Transparent. clear. pellucid. hyaloid. liquid.
-
Filmy. limpid. transparent. transparent şeffaf.
-
Slide. transparent. airy. clear. glare. limpid. luculent. translight.
-
transparent
-
durchsichtig
-
transparent
-
Katı maddenin biçim almış durumu.
-
Gövde, beden, vücut
Örnek:
Yataktaki örtülü cisim dertop olmuş şeklini, hareketsizliğini muhafaza ediyor. R. H. Karay
-
1- Bilinçten bağımsız olarak uzayda yer kaplayan nesne. 2- (Fiziksel olarak) Bölünebilirlik ve yer kaplama nitelikleri olan sınırlı bir özdek parçası.
-
Matter. substance.
-
Matter. body. material thing. mass. object. substance.
-
body
-
corps
-
corpus
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|