|
force majeure
-
Güç, kuvvet, kudret
-
Zor, cebir şiddet, baskı, tazyik
-
Hüküm, tesir
-
Güç, kuvvet
-
Zorlamak, icbar etmek, mecbur etmek
-
Tazyik etmek, sıkıstırmak
-
Zorla almak
-
Irzına geçmek
-
Suni usullerle turfanda meyva, sebze ve çiçek yetiştirmek
-
Zorlamak, mecbur etmek, sıkıştırmak, baskı yapmak, yükseltmek (fiyat), çabuklaştırmak, ırzına geçmek, serada yetiştirmek
-
Force majeure
-
Zorlayan, mücbir.
-
Davranışları uygunsuz ve yersiz olmasına karşın bunları yapmak için önüne geçilmez bir iç zorlanım duyan kişi.
-
coercive.
-
Coercive. forcible. compelling.
-
Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey
Örnek:
Aynayı kırmamın hiçbir sebebi yoktur. S. F. Abasıyanık
-
Reason. cause. occasion. ground. subject. why. account. causation. consideration. inducement.
-
Matter. score. cause. reason. source. means. occassion. reason neden.
-
Causa. cause. pretext. excuse. means. medium. ground. motive. account. bond. casus. inducement. motivation. peg. reason. score. source.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|