|
floresan lamba
-
Yüzeyi parmak maddelerle kaplı, içi cıva buharı ile dolu cam tüpten oluşan lamba.
-
Fluorescent lamp.
-
Florışıl.
-
Bk. flüorışıl
-
Fluorescent. fluorescence.
-
Fluorescent. fluorescent flüorışıl.
-
fluorescent.
-
Yüklü parçacıklarla ya da ışılcıklarla dövülünce ışıma özelliği gösteren (özdök).
-
Yüklü parçacıklarla ya da ışılcıklarla dövülünce ışıma özelliği gösteren (özdök).
-
Bk. ışınır
-
fluorescent
-
fluoreszierend
-
fluorescent
-
Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet
Örnek:
Bir gaz lambasının ışığında önüme serdiğim haritayı tetkik ediyordum. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul.
-
Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti.
-
Bk. boru
-
Bk. ışıtaç
-
Işık üretmek için yapılmış yapay kaynak.
-
Kapı, pencere ya da kapak kenarlarına açılan, genellikle dikaçılı girinti.
-
Bk. lamba
-
Lamp. bulb. light. illuminant. glim.
-
Lamp. fixture. head lamp.
-
lamp
-
Lampe
-
Falz
-
Lampe
-
jointure
-
Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.
-
Uzbilimsel olarak iki boyutla gösterilen, bir özdeğin bir evresini öteki evrelerinden ya da başka özdekerden ayıran sınır yüzü.
-
Uzbilimsel olarak iki boyutla gösterilen, bir özdeğin bir evresini öteki evrelerinden ya da başka özdekerden ayıran sınır yüzü.
-
Yan yana çatılarak bezemin çeperlerini ortaya çıkaran, üzerlerine kontrplak çakılmış değişik boydaki çerçevelerden oluşan parçalar.
-
flat
-
Surface. face. plane. superficies. surface.
-
Level. surface. plane satıh.
-
Level. surface.
-
face
-
Wand
-
Fläche
-
châssis
-
face
-
İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri
Örnek:
Uzun, sinirli parmakları locanın kenarında uzanmış, boksörün kulağını koparıyordu. R. N. Güntekin
-
Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri.
-
İnç.
-
El parmağının eni kadar olan.
-
Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında parmağa bulaşan miktarda olan.
-
Bir işe karışmış olma ilgisi.
-
Arşının yirmi dörtte biri.
-
El tarağı ve ayak tarağı kemiklerine bağlı olan ve genel olarak insanda beşer tane olup başparmak dışında, her biri üç küçük kemikten oluşan uzantılar. Dijit.
-
El ve ayak tarak kemiklerine bağlı olan ve hayvan türlerine göre değişik sayıda kemikten oluşan uzantılar, digitus, daktilus.
-
Finger. toe. digit. hand. hook.
-
Digit. finger. toe. spoke. inch. spoke.
-
İnch. toe. bar. baluster.
-
Finger, digit
-
doigt
-
digitus:parmak
-
Digitus Dgr.: Yun. dactylus
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|