|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
fil
-
Satrançta çapraz hareket ettirilen taş.
-
Filgillerin hortumlular takımından, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok iri, kalın derili hayvan (Elephas).
-
Yunanca seven anlamına gelen ön ek.
-
elephant.
-
Elephant. tusker.
-
İmp. of Fall, v. i.
-
Fell.
-
Thread or yarn.
-
Fast Information List.
-
The number of prosecutions filed during the current year Counts are based on the number of defendants/suspects included in the prosecution TRAC counts all prosecutions, whether the proceeding is before a judge or magistrate This is a broader definition than that used by the Justice Department to define a 'case' or prosecution Appeals are excluded from the count This field uses FIL in the Referral Detail Files in computing the counts. nIII: number.
-
bishop
-
Eğik olarak birbiriyle kesişen
Örnek:
Boynuna çapraz astığı tüfeğini yokladı. S. Kocagöz
-
İki taraflı, karşılıklı.
-
Bir tür olta iğnesi.
-
Kopça, düğme.
-
Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu.
-
Karşı güreşçiyi ayaktayken kolları ile kavrayıp onu gerisingeri sürerken çelme takıp sırt üstü yere düşürme.
-
Testerenin çalışırken sıkışmasını önlemek için dişlerin sağa ve sola birer atlayarak eğilmesi.
-
Bk. çapraz
-
Crosswise. traverse. transversal. diagonal. crisscross. bias. cross. decussate. groined. lattice. thwart. transverse. crosswise. crossways. cornerwise. cornerways. across. slantwise. slantways. cross.
-
Across. cross. diagonal. crosswise. transversal. diagonally. transversely.
-
Bias. crosswise. transverse. hypotenuse. diagonal line. crossband. crosspiece. sideling. cross arm. wrest. cleat. crosshead. grimmal. saw set. cross hair. across. on the bias. crisscross. cross wise. traverse.
-
Schränken
hareket(nedir ne demek)
-
Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon.
-
Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma
Örnek:
Her hareketi kamera önünde rol yapıyormuşçasına hesaplı. R. H. Karay
-
Davranış, tutum
Örnek:
Sakin, dürüst, kıyafeti ve hareketleriyle hiçbir ayrılık göstermeyen bir adamdır. H. E. Adıvar
-
Yola çıkma.
-
Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılan ilerlemeler, akım.
-
Yer sarsıntısı, deprem
-
Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri.
-
Devinim.
-
Bk. devinim:
-
Bk. devinim
-
Bk. devim
-
Bir organizmanın çeşitli kısımlarının birbirine göre durumunu ya da yerini değiştirmesi.
-
1. Yangıyla ilgili olaylarda; akyuvarların uygun koşullar altında yapılarındaki miyozin ve aktin gibi kontraksiyonu sağlayan proteinleri vasıtasıyla etkin olarak damarlardan dışarı çıkma hareketi veya bu hareketi gösterebilme gücü, lokomosyon. 2. Bir yerden diğer yere gitme hareketi veya bu hareketi gösterebilme gücü. 3. Atın bacaklarının hareketi.
-
Action. movement. move. motion. starting. behavior. behaviour. act. bearing. conduct. demeanour. deportment. gesture. locomotion. play. setout. step. stroke.
-
Action. activity. behaviour. deed. departure. front. life. locomotion. motion. move. movement. play. start. stir. stroke. act. conduct.
-
Transaction. conduct. deed. departure. locomotion. move. movement. play. step. stir. activity. act. earthquake. tremor. leaving. performance. start. proceeding. procedure. exploit. set-out. take-off. running. drive. function. stroke. traffic. dispatching.
-
movement
-
movemnt
-
Locomotion, action
-
motion
-
mouevment
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|