|
fiili hizmet
-
Memur, işçi vb. çalışanların bağlı oldukları sosyal güvenlik kurumunda tam kesenek vermek suretiyle geçirdikleri süre.
-
Actual service.
-
Eylemli, edimsel, gerçekten yapılan (iş).
-
Edimsel.
-
Actual. factual. de facto.
-
Effective. actual. real. de facto eylemsel. eylemli. edimsel.
-
Actual. de facto. de facto. real. acting.
-
Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma
Örnek:
Vatan, evladının hizmetini bekliyor. Ö. Seyfettin
-
Görev, iş.
-
Bakım, özen, ihtimam.
-
Gereksinimleri karşılama ve üretildiği anda tüketilme özelliklerine sahip her türlü etkinlik.
-
Service. labor-intensive. labour-intensive. labour intensive. service. duty. employment. function. labor. labour. ministration. ministry.
-
Attendance. duty. line. ministration. serve. service. yoke. employ. function. care. attention. utility. work. employment.
-
Service. duty. care. maintenance. attitude study. behoof. employ. employment. facility. job. line. task. vocation.
-
service
-
Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli
Örnek:
Kasabaya gelen her yeni memur ilk olarak beni tanır. T. Buğra
-
Yükümlü
Örnek:
Sen de kaçmamasına dikkat edeceksin. Muhafazasına memursun. R. H. Karay
-
görevli.
-
White-Collar. civil servant. government official. government employee. official. white-collar worker. officer. incumbent. office holder. office-bearer. servant. public servant.
-
Officer. official. employee. civil servant.
-
Civil servant. employee. clerk. functionary. incumbent. jobholder. member of the staff. office bearer. officer. official. policeman. public servant. salaried man.
-
Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse
Örnek:
Gazetelere daha ziyade biz işçiler sahiptik. H. C. Yalçın
-
Toplu olarak yaşayan böceklerde üreme yeteneğinde olmayan, topluluğun işlerini gören dişi veya erkek.
-
Üretim sürecine bir bedel karşılığında emeğiyle katılan kişi.
-
Sosyete yapan böceklerde üreme yeteneğinde olmayan ve sosyetenin işlerini yapan dişi ve erkek bireyler.
-
Worker. workman. laborer. labourer. employee. workingman. man. oar. prole. proletarian. soldier.
-
Employee. hand. labour. labourer. proletarian. worker. workman.
-
Blue-Collar worker. workman. establishment committee. employee. foreman. hand. prole. wage earner. working man.
-
worker
-
Worker, labourer
-
ouvrière
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|