|
ferdi kaza sigortası
-
Deprem dâhil her yerde oluşacak kaza sonunda ortaya çıkan sakatlık, hastalık veya ölüm dolayısıyla ödenecek para tutarını belirleyen sözleşme.
-
Personal accident insurance. auto bodily injury insurance.
-
Bireysel, kişisel, fertle ilgili, şahsî
Örnek:
Istıraplarınızın maddi ve ferdî kısımlarını azaltmak kolay. P. Safa
-
Bk. bireysel
-
Tek olan şey.
-
Fertle ilgili, bireysel.
-
separate.
-
İndividual bireysel.
-
İndividual. particular.
-
Bireyle ilgili olan, bireye özgü olan, ferdî.
-
Bireye ilişkin, bireye bağlı olan.
-
İndividual. individualistic. singular. separate.
-
İndividual. individual ferdi.
-
İndividual. civil. separate.
-
individual
-
individuel
-
Can veya mal kaybına, zararına sebep olan kötü olay.
-
İlçe, kaymakamlık
Örnek:
Kazada mektepli dişçi olmadığı için onu vilayete götürdüm. R. N. Güntekin
-
Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan dinî kurallara uygun olarak yerine getirme.
-
Yargı.
-
Kadılık görevi.
-
Bk. ilçe
-
Bk. yargı (1)
-
Crack-Up. accident. mishap. misfortune. misadventure. borough. casualty. crash. district. fatality. incident. smash. smash-up. township. wreck.
-
Accident. evil. misadventure. misfortune. mishap. smash. smazh. smazsh-up. crash.
-
County. accident. subdivision of a province. administration of justice. adjudication. body of a county. borough. casualty. casus. community. crash. district. misadventure. mischance. misfortune. mishap.
-
Bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için, önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı sözleşmesi
-
Bu tür sözleşmeleri yapan şirket.
-
Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda eriyerek güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne veya düzen
Örnek:
Bir hatta giden sigorta yanarsa o hattın lambaları söner. S. F. Abasıyanık
-
Bk. güvence
-
Bk. korunç
-
İnsurance. insurabile. insurance. assurance. fuze. fuse.
-
Assurance. fuse. insurance.
-
İnsurance. assurance. fuse. aids to trade. cover. safety net.
-
Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı, yer sarsıntısı, hareket, zelzele.
-
Yer kabuğu içindeki katmanların yerinden oynamalarıyla oluşan sarsıntının, dışa ve çevreye doğru yayılan titreşim biçimindeki devinimi.
-
Earthquake. quake. shake.
-
Earthquake. quake.
-
Earthquake. calamity. earth tremor. shake.
-
earthquake
-
Tremblement de terre
dahil(nedir ne demek)
-
İç, içeri
Örnek:
Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar... Atatürk
-
İçinde, ... ile birlikte
Örnek:
Bütün bu insanlar, amcası dâhil tiyatroda perdenin açılmasını bekler gibidir. T. Buğra
-
Bir işe karışmış olma, karışma.
-
Osmanlılarda bilginler sınıfına (ilmiyeye) özgü bir aşama.
-
İncluded. inclusive. not excepting. including. with the inclusion of.
-
İncluded. including. inclusive. interior. inside. inclusive. counting.
-
İncluding. incluted. included. inland. inside. interior.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|