Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > feragat etmek nedir, feragat etmek ne demek (feragat etmek nnd)

feragat etmek nedir, feragat etmek ne demek?

feragat etmek

  1. Hakkından vazgeçmek, el çekmek
    Örnek: Beni çıkardığı tahtımdan arzumla feragat edeceğim. R. H. Karay
  2. Hakkından vazgeçmek, el çekmek: “Beni çıkardığı tahtımdan arzumla feragat edeceğim.” -R. H. Karay.
  3. (en) Forgo.
  4. (en) Release.
  5. (en) Relinquish.
  6. (en) Renounce.
  7. (en) Surrender.
  8. (en) Waive.
  9. (en) To renounce.
  10. (en) To abandon.
  11. (en) To cede.
  12. (en) Abnegate.
  13. (en) Disclaim.
  14. (en) Lay down.
  15. (en) Remise.
  16. (en) Resign.

feragat (nedir ne demek)

  1. Hakkından kendi isteğiyle vazgeçme.
  2. Bk. güreş bırakma
  3. Bk. vazgeçme
  4. Hakkından vazgeçme, el çekme.
  5. (en) Abnegation.
  6. (en) Self-Denial.
  7. (en) Renunciation.
  8. (en) Resignation.
  9. (en) Surrender.
  10. (en) Release.
  11. (en) Waiver.
  12. (en) Disclaimer.
  13. (en) Demise.
  14. (en) Relinquishment.
  15. (en) Remise.
  16. (en) Remission.
  17. (en) Self-Sacrifice.
  18. (en) Cession.
  19. (en) Renounce.
  20. (en) Abandonment.
  21. (en) Abdication.
  22. (en) Abjuration.
  23. (en) Altruism.
  24. (en) Denial.
  25. (en) Departure.
  26. (en) Sacrifice.
  27. (en) Self-Renunciation.

güreş bırakma (nedir ne demek)

  1. Karşı güreşçi adına güreşten vazgeçme.

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

vazgeçmek (nedir ne demek)

  1. Kendi hakkı saydığı bir şeyi artık istemez olmak.
  2. Eskiden beri yapmakta olduğu bir şeyi artık yapmaz olmak.
  3. Niyetten veya karardan dönmek, caymak.
  4. (en) Drop the reins.
  5. (en) Abandon.
  6. (en) Back down.
  7. (en) Back down from.
  8. (en) Back out.
  9. (en) Chuck.
  10. (en) Quit.
  11. (en) Relinquish.
  12. (en) Renounce.
  13. (en) Waive.
  14. (en) To give up.
  15. (en) To renounce one's claim to sth.
  16. (en) To decide not to.
  17. (en) To forgo to waive.
  18. (en) Escape.
  19. (en) Back out of.
  20. (en) Back track.
  21. (en) Backtrack.
  22. (en) Cease.
  23. (en) Cede.
  24. (en) Cry off.
  25. (en) Cut loose.
  26. (en) Declare off.
  27. (en) Desist.
  28. (en) Disclaim.
  29. (en) Dispense with.
  30. (en) Do without.
  31. (en) Forbear.
  32. (en) Forego.
  33. (en) Forgo.
  34. (en) Forsake.
  35. (en) Give over.
  36. (en) Give up.
  37. (en) Go witho.
  38. (en) To quit.
  39. (en) To abandon.
  40. (en) To abdicate.
  41. (en) To desist.
  42. (en) To forsake.
  43. (en) To back out.
  44. (en) To relinquish.
  45. (en) To renounce.
  46. (en) To change one's mind.

çekmek (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek
    Örnek: Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı. R. N. Güntekin
  2. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak.
  3. Germek.
  4. İçine almak, emmek.
  5. Bir yerden başka bir yere taşımak.
  6. Bir amaçla ortadan kaldırmak.
  7. Solukla içine almak
    Örnek: Beş defa yutkunup üç defa burnunu çektikten sonra anlattı. B. R. Eyuboğlu
  8. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak
    Örnek: Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi. T. Buğra
  9. Bk. çevirmek
  10. Hlk. Kan almak.
  11. Uzaklaşmak, kaybolmak: “Tarzının, yönteminin piyasadan el ayak çekmek zorunda kalacağını açık seçik kavrıyorsunuz.” -S. İleri. “Bazı meddahlar da Karagöz oynatmış, şahbaz, hayalbaz veya hayalî isimleriyle yaşadıktan sonra temaşa hayatımızdan el etek çekmişlerdir.” -S. Ayverdi.
  12. (en) Take one's medicine.
  13. (en) Stand the racket.
  14. (en) Pull.
  15. (en) Draw.
  16. (en) Be cursed with smth.
  17. (en) Abstract.
  18. (en) Appeal.
  19. (en) Beguile.
  20. (en) Brook.
  21. (en) Captivate.
  22. (en) Drag.
  23. (en) To please.
  24. (en) To suck in.
  25. (en) To breath in.
  26. (en) To sniff.
  27. (en) To pay.
  28. (en) To endear.
  29. (en) To go through.
  30. (en) To cal.
  31. (en) Turn the scale at, scale in, go to scale at, scale out.
  32. (en) Pull up.
  33. (en) Hoist, run up.
  34. (en) Whisk.
  35. (en) Stretch.
  36. (en) Arrest.
  37. (en) Conjugate.
  38. (en) Toss.
  39. (en) Up with.
  40. (en) Receive.
  41. (en) Claw.
  42. (en) Magnetize.
  43. (en) Attract.
  44. (en) Suffer.
  45. (en) Go through.
  46. (en) Bear.
  47. (en) Shrink.
  48. (en) Pull over.
  49. (en) Pull away.
  50. (en) Tow away.
  51. (en) Take after.
  52. (en) Undergo.
  53. (en) Carry.
  54. (en) Engross.
  55. (en) Hold.
  56. (en) İnhale.
  57. (en) Abide.
  58. (en) Absorb.
  59. (en) Bear with.
  60. (en) Broo.
  61. (en) Endure.
  62. (en) Enthrall.
  63. (en) Experience.
  64. (en) Extract.
  65. (en) Haul.
  66. (en) İnflect.
  67. (en) Know.
  68. (en) Lure.
  69. (en) Unfurl.
  70. (en) Weigh.
  71. (en) Withdraw.
  72. (en) To pull.
  73. (en) To draw.
  74. (en) To drag.
  75. (en) To haul.
  76. (en) To tug.
  77. (en) To lug.
  78. (en) To tow.
  79. (en) To withdraw.
  80. (en) To hoist.
  81. (en) To extract.
  82. (en) To carry.
  83. (en) To support.
  84. (en) To pull out.
  85. (en) To suffer.
  86. (en) To undergo.
  87. (en) To bear.
  88. (en) To endure.
  89. (en) To abide.
  90. (en) To put up with.
  91. (en) To absorb.
  92. (en) To inhale.
  93. (en) To shrink.
  94. (en) To içmek.
  95. (en) To take.
  96. (en) To grind öğütmek.
  97. (en) To shoot.
  98. (en) To run up.
  99. (en) To catch.
  100. (en) To conjugate.
  101. (en) To decline.
  102. (en) To weigh.
  103. (en) To attract.
  104. (en) To magnetize.
  105. (en) To charm.
  106. (en) To captivate.
  107. (en) To appeal.
  108. (en) To beguile.
  109. (en) To distil.
  110. (en) To lay döşemek.
  111. (en) To give.
  112. (en) To give a meaning.
  113. (en) To interpret.
  114. (en) To last.
  115. (en) To drive.
  116. (en) To put on.
  117. (en) To wear.
  118. (en) To pull on.
  119. (en) To draw on giymek.
  120. (en) To apply.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.014