Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > fena halde nedir, fena halde ne demek (fena halde nnd)

fena halde nedir, fena halde ne demek?

fena halde

  1. Aşırı ölçüde, son derece, pek çok, adamakıllı
    Örnek: Yemekten sonra fena hâlde mızmızlanıyor, uyumamak için kendini zor tutuyordu. S. F. Abasıyanık
  2. (en) Grossly.
  3. (en) Extremely.
  4. (en) Excessively.
  5. (en) Sorely.
  6. (en) İn the worst way.

fena (nedir ne demek)

  1. İyi nitelikte olmayan, kötü
    Örnek: Rüşvet aslında fena şeydir, fakat daha fenası rüşvet ayıplığını kaybetmişliktir. B. Felek
  2. Üzücü
    Örnek: Bu savaş yılları o kadar fena ve ağır felaketler öğretmişti ki... H. E. Adıvar
  3. İstenilen ve gereken nitelikte olmayan (kimse).
  4. Hoşa gitmeyen, rahatsız edici
    Örnek: Fena günler yaşadığına inanmak için bin şahit lazım. R. H. Karay
  5. Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan
    Örnek: Siz fena adamsınız, odanıza geldiğime bin kere pişman oldum. P. Safa
  6. Çok
    Örnek: Tenis oynarken bileğim burkuldu, berbat, fena acıyor. P. Safa
  7. Ölümlü olma durumu, ölümlülük.
  8. (en) Evil.
  9. (en) Sinful.
  10. (en) Wicked.
  11. (en) Poor.
  12. (en) Foul.
  13. (en) Unholy.
  14. (en) Malicious.
  15. (en) Sinister.
  16. (en) Vicious.
  17. (en) Badly.
  18. (en) Poorly.
  19. (en) Angrily.
  20. (en) Unpleasant.
  21. (en) Sick.
  22. (en) Awful.
  23. (en) Terrible.
  24. (en) Miserable.
  25. (en) Harmful.
  26. (en) Naughty.
  27. (en) Nefarious.
  28. (en) Villainous.

hal (nedir ne demek)

  1. Çözme, çözülme.
  2. Eritme.
  3. Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma.
  4. Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer.
  5. Tahttan indirme.
  6. Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet
    Örnek: Herkes hâline göre bir hediye verdi. H. R. Gürpınar
  7. Davranış, tutum, tavır
  8. Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
  9. Güç, kuvvet, takat.
  10. Kötü durum, sıkıntı, dert.
  11. Durum.
  12. Bk. şimdiki zaman kipi
  13. Bk. şimdiki zaman
  14. Sebze, meyve, bakliyat vb. nin satıldığı pazar yeri.
  15. Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad. anlamdaş durum.
  16. Bk. duru
  17. Bir şeyin içinde bulunduğu şartların tümü.
  18. Bir sistemin ölçülebilen bütün özellikleri arasında kurulan ve o sistemin ayırt edici olarak belirlenmesini sağlayan nicelikler.
  19. Orbital, enerji seviyesi, nötral veya iyon halindeki atomlardaki bir elektronun durumları.
  20. (en) An acronym for hardware abstraction layer, a Windows NT DLL that links specific computer hardware implementations with the Windows NT kernel Windows NT 4 0 includes HALs for 80x86, Alpha, MIPS, and PowerPC hardware platforms.
  21. (en) Hardware Abstraction Layer Used to provide a generic interface to the hardware and 'hide' hardware-specific functions.
  22. (en) Hardware Abstraction Layer An executive component in Windows NT and later operating systems that provides support that is specific to a particular hardware platform HAL provides support for the Kernel, I/O Manager, kernel-mode debuggers, and device drivers that are the lowest level The HAL exports routines that extract hardware details that are platform-specific about caches, I/O buses, and interrupts HAL provides an interface between the hardware of the platform and the operating system software.
  23. (en) Hardware Adaptation Layer.
  24. (en) Holland America Line.
  25. (en) Food market.
  26. (en) State.
  27. (en) Circs.
  28. (en) Condition.
  29. (en) Situation.
  30. (en) Status.
  31. (en) Aspect.
  32. (en) Demeanor.
  33. (en) Demeanour.
  34. (en) Estate.
  35. (en) Event.
  36. (en) Face.
  37. (en) Fettle.
  38. (en) Plight.
  39. (en) Posture.
  40. (en) Repair.
  41. (en) Sight.
  42. (en) Stand.
  43. (en) Case.
  44. (en) Footing.
  45. (en) Occasion.
  46. (en) Order.
  47. (en) Position.
  48. (en) Temper.
  49. (en) Markethouse.
  50. (en) State of affairs.
  51. (en) Circumstances.
  52. (en) Attitude.
  53. (en) The present time.
  54. (en) Strength.
  55. (en) Energy.
  56. (en) Covered wholesale food market.
  57. (en) Affair.
  58. (en) Bearing.
  59. (en) Circumstance.
  60. (en) Frame.
  61. (en) Juncture.
  62. (en) Market hall.
  63. (en) Covered market.
  64. (en) Mode.
  65. (en) Occa.
  66. (en) Hardware Abstraction Layer.
  67. (en) Firmware which provides a semi-or fully standardized interface between an SOC and code designed to exercise the SOC This code forms a layer between the hardware and software, allowing any software which uses a HAL to be more easily ported to operate with a different SOC This may or may not include boot code.
  68. (en) Hardware Abstraction Layer Windows NT Software layer linking hardware to the Windows NT kernel.
  69. (en) Niii: voice; tune.
  70. (en) Enables Windows NT to work with different types of hardware.
  71. (al) Zustand
  72. (fr) État

şimdiki zaman kipi (nedir ne demek)

  1. Eylemin belirttiği kavramın, içinde bulunulan zamanda başladığını ve devam etmekte olduğunu bildiren kip: 1. K. T. geliyorum (gel-iyor-um) , gülüyorum. 2. K. T. geliyorsun (gel-iyor-sun) , gülüyorsun. 3. K. T. geliyor (gel-iyor) , gülüyor . 1. K. Ç. geliyoruz (gel-iyor-uz) , gülüyoruz. 2. K. Ç. geliyorsunuz (gel-iyor-sun-uz) , gülüyorsunuz. 3. K. Ç. geliyorlar (gel-iyor-lar) , gülüyorlar vb.
  2. (en) Present.
  3. (fr) Présent

aşırı (nedir ne demek)

  1. Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın
    Örnek: Ticaret az gelişmiş toplumlarda aşırı bir gelişme gösterir. O. Rifat
  2. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit.
  3. Gereğinden fazla, çok.
  4. Ötede, ötesinde.
  5. Gereğinden fazla olarak, çokça.
  6. (en) Excessive.
  7. (en) Astronomical.
  8. (en) Awfully.
  9. (en) Excess.
  10. (en) Extremely.
  11. (en) Fierce.
  12. (en) İmmoderate.
  13. (en) Beyond.
  14. (en) Over.
  15. (en) İn excess.
  16. (en) To excess.
  17. (en) Fanatic.
  18. (en) Like anything.
  19. (en) Extreme.
  20. (en) Ultra.
  21. (en) Super.
  22. (en) Acute.
  23. (en) Breakneck.
  24. (en) Camp.
  25. (en) Crusted.
  26. (en) Deep.
  27. (en) Desperate.
  28. (en) Devilish.
  29. (en) Disproportionate.
  30. (en) Exaggerated.
  31. (en) Exceeding.
  32. (en) Exorbitant.
  33. (en) Exquisite.
  34. (en) Extortionate.
  35. (en) Extravagant.
  36. (en) Fancy.
  37. (en) Ferocious.
  38. (en) Fond.
  39. (en) Fucking.
  40. (en) Fulsome.
  41. (en) Heavy.
  42. (en) Like hell.
  43. (en) Hell.
  44. (en) İnordinate.
  45. (en) Mortal.
  46. (en) Overdone.
  47. (en) Overmuch.
  48. (en) Redundant.
  49. (en) Steep.
  50. (en) Surplus.
  51. (en) Undue.
  52. (en) Unduly.
  53. (en) Unrestrained.
  54. (en) Overflowing.
  55. (en) Over the top.
  56. (en) Rabid.
  57. (en) Red hot.
  58. (en) Sore.
  59. (en) Too too.
  60. (en) Ultimate.
  61. (en) Ungodly.

ölçü (nedir ne demek)

  1. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.
  2. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi
    Örnek: Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür. R. E. Ünaydın
  3. Ölçme sonucu bulunan rakam.
  4. Belirlenmiş boyut.
  5. Değer, itibar
    Örnek: Şimdiki ölçülere uymaz bir biçimi vardı. Y. Z. Ortaç
  6. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu.
  7. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
  8. Ölçüt.
  9. Basınç, sıcaklık, akışkan düzeyi, aralık gibi nicelikler ölçen özel aygıt.
  10. (en) Measure.
  11. (en) Measurement.
  12. (en) Dimension.
  13. (en) Level.
  14. (en) Norm.
  15. (en) Proper degree.
  16. (en) Measuring.
  17. (en) Unit of measurement.
  18. (en) Scale.
  19. (en) Meter.
  20. (en) Metre.
  21. (en) Foot rule.
  22. (en) Extent.
  23. (en) Gage.
  24. (en) Gauge.
  25. (en) Prosody.
  26. (en) Size.
  27. (en) Standard.
  28. (en) Stint.
  29. (en) Test.
  30. (en) Dimensions.
  31. (en) Suitable limit.
  32. (en) Bounds.
  33. (en) Module.
  34. (en) Measuring stick.
  35. (en) Dosage.
  36. (en) Chain.
  37. (en) Tape.
  38. (en) Rhythm.
  39. (en) Meterage.
  40. (en) Calibration.
  41. (al) Stichmass
  42. (fr) Jauge, calibre

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.018