|
felsefe i sanat
-
Sanatın, sanat yaratmalarının ve sanat beğenilerinin özü ve anlamını konu olarak alan felsefe dalı. Estetik'ten ayrılığı: Estetik dışındaki etkenleri ve bağlamları da (dinsel, ahlâksal, toplumsal) göz önüne aldığından, estetikten daha geniş, ama öte yandan doğadaki güzeli değil de, yalnızca sanat yapısı güzeli konu olarak aldığından ondan daha dardır, bk. estetik
-
Philosophy of art
-
Philosophie de l'art
-
Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması
Örnek:
Felsefe diliyle söylersek her ozan bir fenomendir, yani olgudur. N. Cumalı
-
Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü.
-
Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi.
-
Dünya görüşü
Örnek:
Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız. H. Taner
-
Bir konuda soyut düşünüş
-
Bk. düşünbilim
-
1- Gerçeğin (realitenin) tümünü, özdek ve yaşam ile ilgili türlü belirtileri neden, ilke ve erekler bakımından inceleme amacı taşıyan düşünce etkinliği. 2- Bilgi, kavram, inanç ve kuramların çözümlenmesi ve eleştirilmesinde açıklık arayan düşünme yöntemi. 3- Bir kimsenin kişisel davranış ve düşüncelerine kılavuzluk yapmaya yarayan toplu ve tutarlı görüş. 4- Genel olarak mantık, ahlâk, estetik, fizikötesi ve bilgi kuramı gibi dallardan oluşan geniş bilim alanı. 5- Liselerimizde okutulan vefelsefe düşünüşünün niteliği,felsefe sorunları, bilginin gelişmesi, ahlâk sorunları, sanat ilefelsefe arasındaki ilişkiler gibi konuları kapsayan ders.
-
Philosophy. thought.
-
philosophy.
-
philosophy
-
Tikel olumlu önermenin simgesi.
-
Ninth letter of the English alphabet
-
Fusel oil bazı içkiler yapı Iırken meydana gelen bir çeşit karışık ve za rarlı alkol
-
İyelik hali my benim
-
iodine.
-
İngiliz alfabesinin dokuzuncu harfi
-
I harfi şeklinde herhangi bir şey
-
Romen rakamlannda bir sayısı.
-
Bir (romen)
-
Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık
Örnek:
Bir oyunun on beş gün sürmesi bir sanat hadisesi olduğunu gösterirdi. T. Buğra
-
Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım
Örnek:
Caz ve caz havaları ne yazık ki bizim çok verimli o millî halk sanatımızı da baltaladı. R. H. Karay
-
Bir şey yapmadan gösterilen ustalık.
-
Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü.
-
Zanaat.
-
Bir duygunun, tasarının, ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık.
-
Ustalık, hüner, beceri.
-
Yetenek.
-
Art. art. craft. artifice. profession. trade.
-
Art. craft. trade. skill. ability.
-
Art. artistry. artistic quality. craft. trade or skill. craftmanship. artisanry.
-
İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat.
-
Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf
Örnek:
Babası, önce ona, Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti. H. E. Adıvar
-
İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.
-
Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler, malumat.
-
Bilim.
-
Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.
-
Bireylerin öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile çaba sarfederek elde ettiği olgular.
-
Bireylerin herhangi bir çaba sarfetmeksizin ulaştığı dışardan verilen olgular.
-
Doğanın nesne ve olayları üzerinde kuramsal ya da görgül yoldan öğrenilen şey.
-
Bir dizgenin, kendi durumunu bir im aracılığıyla başka bir dizgeye bildirmesinin nitel etkeni
-
Renkli televizyonda, parlaklık ve renkliliği belirleyen radyoelektrik imlerin nitel etkeni.
-
Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. 2. Bilim.
-
information
-
Knowledge. learning. cognizance. information. info. data. know-how. acquaintance. conveyance. dope. inside dope. gen. gleanings. griff. griffin. intelligence. line. lore. notice. report. savvy. word. instructions.
-
Data. fact. information. knowledge. learning. lore. report. science. snippet. steer. word.
-
İnfo. information. knowledge. acquirements. cognizance. data. dope. griff. intelligence. ken. know. know- how. known. known- how. learning. lore. notion. report.
-
knowledge.
-
Information
-
Kenntnis
-
information
bilimsel(nedir ne demek)
-
Bilimle ilgili, bilime dayanan, ilmî.
-
Scientific. scholarly. erudite. academic. academical.
-
scientific.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|