|
fazlalık
-
Çokluk, gereğinden artık olma durumu
Örnek:
Fakat, tuhaf ki, kadın teessürde, korkuda hiçbir fazlalık göstermedi. R. N. Güntekin
-
De trop. residuary. supernumerary. excess. overplus. overage. excrescence. bulge. glut. margin. more. overbalance. oversupply. plus. super. superfluity. supernumerary. surplus. surplusage. superfluities.
-
Excess. interloper. surplus. superabundance. superfluity.
-
Overage. excess. superabundance. surplus. amount in excess. certificate of gains , losses and discrepancies. exorbitance. increment. outgrowth. overgrowth. overmeasure. overplus. oversupply. redundancy.
-
Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu, çoğul, kesret, ekseriyet, teklik karşıtı
Örnek:
Anayasa değişikliklerinde iptale karar verebilmesi için üçte iki oy çokluğu şarttır. Anayasa
-
Çoğunluk
Örnek:
O akşam kibarların geleceğini, smokin, hatta frakların çoklukta olacağını söyledi. H. E. Adıvar
-
Kelimelerin belirli eklerle birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi, çoğul, cem.
-
Sık sık, çokça, çok kez, çoğu
Örnek:
Ben çokluk ata binmediğim için birkaç ay içinde at toplandı, semirdi ve güzelleşti. F. R. Atay
-
Bk. sıklık.
-
Multiplicity. multitude. plentifulness. muchness. crowd. affluence. ampleness. amplitude. commonness. considerable. fullness. fulness. heaviness. host. multeity. plenitude. plenty. plethora. plurality. superfluity. throng. vastness. lashings.
-
Abundance. mass. multitude. plenty. wealth. majority çoğunluk. mostly. usually.
-
Abundance. a large number of. majority. amplitude. host. mass. muchness. multiplicity. overmeasure. plenitude. plethora. plurality. quantity. surfeit.
artık(nedir ne demek)
-
İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan.
-
Daha çok, daha fazla.
-
Bundan böyle, sonra, daha, yeter
Örnek:
Artık onlar en lüks gazino ve barlara gidiyorlar, gecelerini oralarda geçiriyorlardı. T. Buğra
-
Kalan veya artan bölüm.
-
Bir şey harcandıktan sonra artan bölümü.
-
Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli.
-
Belirli bir işlem sonucunda geriye kalan, artan.
-
Erdemli, nitelikli, üstün.
-
Fazla, çok, daha çok.
-
İki nicelik arasındaki çıkarım. Örneğin, bir değişkenin gerçek değeri gözlenen değerinden çıkarıldığında elde edilen değereartık denilebilir. Bu değere çoğunlukla yanılgı adı da verilir, ay. bk. yanılgı.
-
Left. waste. residual. anymore. no longer. no more. at that. dregs. leftover. scraps. waste. discard. spoils. rest. dreg. dross. effluent. fag-end. hog-wash. refuse. remainder. remnant. residual. residue. shoddy. tag end.
-
Dross. oddment. offal. refuse. remainder. remains. remnant. residual. residue. rump. scrap. waste.
-
Left. leftover. overage. rest. remainder. refuse. surplus. excess. residue. offal. waste product. increment. residual. anyhow. anyway. ever. hangover. leavings. now. remnant. residuary. scrap. tag. tag end. trim. waste.
-
residual
-
residue
-
Rückstand
-
résidu
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|